| BEYPAZARI AĞZINDAN SÖZCÜKLER |
|
|
|
|
|
| 1 |
A GET YAVU |
: |
Bir işi veya olayı anlatan kişiye karşı, öyle olmadığıı
anlatmak için kullanılan söz. |
| 2 |
ABA |
: |
Pardesü |
| 3 |
ABA |
: |
Abla |
| 4 |
ABABA |
: |
Annenin babası |
| 5 |
ABARİ |
: |
Şaşma ifadesi |
| 6 |
ABARİN |
: |
Aman |
| 7 |
ABDES ALMAK |
: |
Abdest almak |
| 8 |
ABDESTLİK |
: |
Lavabo |
| 9 |
ABDILLAH |
: |
Abdullah |
| 10 |
ABİ |
: |
Ağabey |
| 11 |
ABICA |
: |
Amca |
| 12 |
ABILDAMAK |
: |
Emeklemek |
| 13 |
ABİLTİ GABİLTİ |
: |
Yok etmek, boşa gidermek, boş yere harcamak |
| 14 |
ABOO |
: |
Hayret nidası |
| 15 |
ABUBA |
: |
Büyük baba |
| 16 |
ACAB |
: |
Acaba |
| 17 |
ACALAK ACALAK BAĞIRMAK |
: |
Ağlar gibi ses çıkarmak, bağırmak |
| 18 |
ACAN |
: |
Casus |
| 19 |
ACAPLAMAK |
: |
Kınamak |
| 20 |
ACAR |
: |
Kuvvetli, gürbüz, iri yarı |
| 21 |
ACCIK, ACICIK |
: |
Biraz, az |
| 22 |
ACEM PİLAVI |
: |
Üzeri etli pilav |
| 23 |
ACENİS |
: |
Haber |
| 24 |
ACEP |
: |
Acaba |
| 25 |
ACI BEBER |
: |
Acı biber |
| 26 |
ACI BESTİL |
: |
Ekşi meyvelerden yapılan marmelat |
| 27 |
ACI GAK |
: |
Ekşi elmanın kurutulmuş hali |
| 28 |
ACI GEREK |
: |
Ağızda hissedilen acı tat |
| 29 |
ACI GICI |
: |
İlkbaharda kendiliğinden yetişen bir tür bitki |
| 30 |
ACI KİREÇ |
: |
Tuğla ağacında kullaılan kireç |
| 31 |
ACI KİTLEK |
: |
Yenebilen bir tür mantar şekli |
| 32 |
ACI SOĞAN GADA MEFA GÖRMEMEK |
: |
Herhangi birinden hiçbir fayda görmemek |
| 33 |
ACI YAĞINI ÇIKARMAK |
: |
Çok ağır şartlarda çalıştırmak, bedenen çok yıpratmak |
| 34 |
ACIR |
: |
Salatalık türü |
| 35 |
AÇ KÖPEK FIRIN DUVARI YIKAR |
: |
Yokluk insana her şey yaptırır |
| 36 |
AÇACAK |
: |
Kalemtıraş |
| 37 |
AÇILAGOMAK |
: |
Büyükçe bir boşluk açılmak |
| 38 |
ADA |
: |
Ağda, koyu pekmez |
| 39 |
ADAMAKILLI |
: |
İyice |
| 40 |
ADDIRGAN |
: |
Kadınlar arası aşağılama |
| 41 |
ADDIRMAK |
: |
Kırıtmak |
| 42 |
ADI BATASICA |
: |
İsmini anarak beddıa etme, ölmesi istenilen |
| 43 |
AFALLAMAK |
: |
Şaşmak, yorgun düşmek |
| 44 |
AFAT |
: |
Felaket |
| 45 |
AFILDAMAK |
: |
Çocuğun emekleyerek yürümeye başlaması |
| 46 |
AFUR |
: |
Hayvan yemliği |
| 47 |
AG GAZOZ |
: |
Sade gazoz |
| 48 |
AGA |
: |
Büyük ağabey |
| 49 |
AGANİN |
: |
Kendinden küçük birisine söz dinlemesi için latife yapmak,
anlatım |
| 50 |
AGGA |
: |
Çocuk dilinde bir ayakkabı |
| 51 |
AGUCUK |
: |
Küçük bebeklerin gülmesi için yapılan hareket |
| 52 |
AĞ |
. |
Meyve ,pirinç ya da baklagillerin içinde oluşan kurt |
| 53 |
AĞ BAKLA |
: |
Kuru fasulye |
| 54 |
AĞ ÇİÇEĞİ |
: |
Güneşlik |
| 55 |
AĞARTMAK |
: |
Beyazlatmak |
| 56 |
AĞ-AV |
: |
Yöresel kıyafet donu paçalarını birleştiren parça |
| 57 |
AĞBUBA |
: |
Annenin babası |
| 58 |
AĞDA |
: |
Pekmeze un katılarak elde edilen tatlı |
| 59 |
AĞDA GASNAĞI |
: |
Ağdanın içine konduğu tahta kap |
| 60 |
AĞDIRMAK |
: |
Dengesiz eğri bir yere eğilme |
| 61 |
AĞİÇALIK |
: |
Arka kısmı dar don |
| 62 |
AĞIL |
: |
Açık havada hayvanların yattığı yer |
| 63 |
AĞIR AKSAK |
: |
Yavaş yavaş gitmek |
| 64 |
AĞIRSAMAK |
: |
Yüyeceklerin bozulmasına yüz tutması |
| 65 |
AĞIRŞAK |
: |
İği altına dengeyi sağlamak için konan ortası delik halkamsı |
| 66 |
AĞIZ |
: |
İlk sütten yapılan pekmezle yenen yoğurt |
| 67 |
AĞIZ DADI |
: |
Nişan yada düğünde damat adayının, kız evine gönderdiği tatlı,
yemiş vb. |
| 68 |
AĞIZ TUTAMAĞI |
: |
Sus payı |
| 69 |
AĞLAT |
: |
Yabani armut |
| 70 |
AĞMAK |
: |
Aşağıya doğru eğilmek |
| 71 |
AĞMAT |
: |
Ahmet |
| 72 |
AĞMAZ YANINI GAVANNAMAK |
: |
Açığını aramak, kusur bulmaya çalışmak |
| 73 |
AĞNANMAK |
: |
Hayvanların debelenmesi |
| 74 |
AĞSAK |
: |
Topal (alet) |
| 75 |
AĞSAMAK |
: |
Topallamak, aksamak |
| 76 |
AĞŞAM |
: |
Akşam |
| 77 |
AĞŞANIM |
: |
Ayşe hanım |
| 78 |
AĞZI HARABAT |
: |
Kötü söz, küfür söyleyen |
| 79 |
AĞZI HAVALI |
: |
Kendini beyenmiş |
| 80 |
AĞZI KANSIZ |
: |
Hakkını koruyamayan |
| 81 |
AĞZI PEK |
: |
Sır vermeyen ketum |
| 82 |
AĞZI ŞAK OLMAK |
: |
Ağzının kuruması |
| 83 |
AĞZINA ÖKÜNMEK |
: |
Dediklerini tekrar ederek alay etmek |
| 84 |
AĞZINDAN ÇIKAN YAKANA KUYULSUN |
: |
Söylenen kötü sözü sahibine iade etmek |
| 85 |
AĞZINI AÇMAK |
: |
Bakakalmak, şaşmak |
| 86 |
AĞZINI ARAMAK |
: |
Düşüncelerini öğrenmeye çalışmak |
| 87 |
AĞZININ GIRIMI |
: |
İfade etmek istediği, dilinin altındaki bakla |
| 88 |
AĞZIYLA KUŞ TUTMAK |
: |
Olağanüstü becerili olma |
| 89 |
AHA |
: |
işte, bu, şurada orada |
| 90 |
AHACIK |
: |
işte, bu, şurada orada |
| 91 |
AHBAB |
: |
Arkadaş |
| 92 |
AHILDAMAK |
: |
Yorulmak |
| 93 |
AHİRŞER |
: |
Ahir zaman |
| 94 |
AHLAT |
: |
Meyve |
| 95 |
AHMAK ISLATAN |
: |
Çok az ve süreli yağan yağmur |
| 96 |
AHMATÇALAR |
: |
Kötü mahalleler anlamında kullanılmıştır |
| 97 |
AHRAZ |
: |
Dilsiz |
| 98 |
AHRETLİK |
: |
Arkadaş |
| 99 |
AHRETTE MİZANINA KONSUN |
: |
Yapılan işten çok memnun olan kişinin hayır duası |
| 100 |
AHSAK |
: |
Topal |
| 101 |
AHUR |
: |
Büyük baş hayvanların yem yedikleri yalak |
| 102 |
AK |
: |
Beyaz |
| 103 |
AK BAKLA |
: |
Kuru fasulye |
| 104 |
AK GÖZ |
: |
Salak |
| 105 |
AK GÖZLÜ |
: |
Saf,cahil |
| 106 |
AK İLE KARAYI SEÇMEK |
: |
Bir işi yaparken çok zorlanmak, sıkıntı çekmek |
| 107 |
AK PÜSKÜL |
: |
İnce kabuklu bir şeşit üzüm |
| 108 |
AKBAK |
: |
Bembeyaz |
| 109 |
AKCIMAN |
: |
Beyaz tenli |
| 110 |
AKDARMA |
: |
Tarlayı sürme, bir yerden bir yere değiştirme |
| 111 |
AKDAŞ |
: |
Beyaz taşın ateşle pişirilerek ezilmesiyle elde edilir. Ev
badanasında kullanılır. |
| 112 |
AKDONCAK |
: |
İç çamaşırıyla |
| 113 |
AKİDE ŞEKERİ |
: |
Şavakkal şekeri |
| 114 |
AKIL ZAYİLİĞİ |
: |
Akıl eksikliği delilik |
| 115 |
AKLI ÇIKMAK |
: |
Birdenbire korkutulmak, korkmak |
| 116 |
AKLIN İLE BİN YAŞA |
: |
İçinden çıkılmaz görünen bir duruma çare bulan, fikir üreten
kişi |
| 117 |
AKLINA GELENE GİTMEK |
: |
Aklına taktığı kafasına koyduğu şeyi yapmak |
| 118 |
AKLININ AVLASI KURUSUN |
: |
Unutkanlığına kızmak |
| 119 |
AKPAK |
: |
Tertemiz |
| 120 |
AKRAN |
: |
Yaşıt |
| 121 |
AKSİ |
: |
Söz dinlemeyen inatçı |
| 122 |
AKSUATA |
: |
Alışveriş yapmak |
| 123 |
AKYEL |
: |
Lodos, güneyden esen yel |
| 124 |
AL |
: |
Kırmızı |
| 125 |
ALA DÜŞMEK |
: |
Meyvelerin olmaya başlaması |
| 126 |
ALABELE |
: |
Zıt renkleri bünyesinde bulunduran |
| 127 |
ALABOZ |
: |
Yarım yapılan iş |
| 128 |
ALABOZBAŞI |
: |
Yarım yamalak |
| 129 |
ALABÖRTME |
: |
az pişmiş |
| 130 |
ALABULUS |
: |
Önde biraz fazlaca saç bırakılan traj etme modeli |
| 131 |
ALACA |
: |
Üzüme düşen olgunlaşma belirtisi |
| 132 |
ALACA GARGA |
: |
Saksağan |
| 133 |
ALACALI |
: |
Alakbenek |
| 134 |
ALAÇO |
: |
Yağmur öncesi sıcaklık |
| 135 |
ALADIN NE |
: |
Acelen ne |
| 136 |
ALAF |
: |
Alev, sıcaklık |
| 137 |
ALAFGARGINI |
: |
Yüksek ateşte pişmek |
| 138 |
ALAGEL |
: |
Yarı ham yarı olgun |
| 139 |
ALAK BENEK |
: |
Alacalı |
| 140 |
ALAMANYA |
: |
Almanya |
| 141 |
ALAT |
: |
Aşısızz çok küçük armut |
| 142 |
ALAT-ALAT |
: |
Acele acele |
| 143 |
ALATLAMAL |
: |
Acele etmek |
| 144 |
ALATTİRİK |
: |
Elektrik |
| 145 |
ALAVERE |
: |
Alışveriş |
| 146 |
ALAZ SÖRTME |
: |
Az pişmiş kebap |
| 147 |
ALAZLAMA |
: |
Deli hastalığı |
| 148 |
ALÇAK |
: |
Bir kötü sıfat |
| 149 |
ALÇİME |
: |
Çok bilen |
| 150 |
ALEKTRİK |
: |
Elektrik |
| 151 |
ALEM ŞAHİT |
: |
Bir işin boyle olduğunu herkez biliyor |
| 152 |
ALEMEŞKARE |
: |
Herkesin ortasında |
| 153 |
ALENGİRLİ |
: |
Tefauratlı yapılması karışık uzun ve hassas olan |
| 154 |
ALETTİRİK |
: |
El feneri, elektrik |
| 155 |
ALETTİRİK |
: |
El lambası |
| 156 |
ALEV ÇALDI |
: |
Lodosun sıcak ve tozla beraber bitkileri kurutması |
| 157 |
ALGÜVEY |
: |
Damat |
| 158 |
ALIÇ |
: |
Yabani, sarı, tatlı bir meyve |
| 159 |
ALIÇ |
: |
Dağlarda yetişen meyvesi yenen bir tür ağaç |
| 160 |
ALİKOPTER |
: |
Helikopter |
| 161 |
ALLAK PULLAK |
: |
Karma karışık |
| 162 |
ALLIK |
: |
Gelin makyajı |
| 163 |
ALMA |
: |
Elma |
| 164 |
ALMAZDIK |
: |
Eski ahşap evlerdeki banyo |
| 165 |
ALNINDAN SENELMEK |
: |
Karşı gelmek |
| 166 |
ALOĞLU |
: |
Kokulu sarı renkli üzüm |
| 167 |
ALTIN HALKALARA YAPIŞ |
: |
Hacca git anlamında bir dua |
| 168 |
ALTIN KUŞAK |
: |
Bindallıyı belde daha iyi tutmak için kullanılan altın
karışımlı kemer |
| 169 |
ALTUN |
: |
Altın |
| 170 |
ALUÇ |
: |
Alıç |
| 171 |
ALUK |
: |
Saf |
| 172 |
AMANI |
: |
Ağıt yakmak |
| 173 |
AMANİN |
: |
Şaşma ifadesi |
| 174 |
AMAT-AMET |
: |
Ahmet ismin halk arasında söylenişi |
| 175 |
AMBÜL |
: |
Lamba |
| 176 |
AMEDENİ |
: |
Birden aniden önüne çıkmak |
| 177 |
AMEL OLMAK |
: |
İsal olmak |
| 178 |
AMELE |
. |
İşçi |
| 179 |
AMESKENE |
: |
Küçük siyah erik |
| 180 |
AN |
: |
Tarla kıyısı, sınırı |
| 181 |
ANA |
: |
Anne |
| 182 |
ANA,ANO |
: |
Şaşma, şaşırma,heyecan gibi durumları belirten ünlem |
| 183 |
ANAÇ |
: |
Genellikle hayvanlar için ana olma çağına gelmiş |
| 184 |
ANADINMI |
: |
Anladınmı, anlıyormusun |
| 185 |
ANADUT |
: |
Buğday sapı yüklemeye yarayan alet |
| 186 |
ANADUZ |
: |
Sap toplamak için ağaç ve demirden yapılan üç parmaklı alet |
| 187 |
ANAMAK |
: |
Anlamak |
| 188 |
ANAN SAMSAK BABN SOĞAN |
: |
Sen büyükleniyorsun ama sıradan bir aileden geliyorsun |
| 189 |
ANANNE |
: |
Annenin annesi |
| 190 |
ANARTAR |
: |
Anahtar |
| 191 |
ANAZIRT |
: |
Anadut, sap toplayan alet |
| 192 |
ANCA |
: |
Ancak |
| 193 |
ANCA VARIN |
: |
Zamanında gidersin, kendi yoluna git |
| 194 |
ANDAVAL |
:Aptal |
| 195 |
ANDAVALLI |
: |
Ahmak |
| 196 |
ANDIRMAK |
:Benzemek |
Benzemek |
| 197 |
ANERİ |
: |
Geri geri |
| 198 |
ANETER |
: |
Anahtar |
| 199 |
ANGARA |
: |
Ankara |
| 200 |
ANGICI GICI |
:Tahterevalli |
| 201 |
ANGIÇ |
: |
Ağaçtan yapılmış sap, ot gibi şeyleri taşımak için |
|
|
|
traktor römorkunun üzerine kurulan düzenek |
| 202 |
ANGIÇ |
:Tahta ekin,saman koyulan
yer |
| 203 |
ANGUT |
: |
Bir kuş türü.Kaba,görgüsüz analmındada kullanılır |
| 204 |
ANIDA GALMAK |
: |
Şaşırtmak. |
| 205 |
ANILAN YOLDA OLURMUŞ |
: |
İyi insan lafın üstüne gelir |
| 206 |
ANİNNE |
: |
Büyük anne |
| 207 |
ANIYON |
: |
Anlıyorum, aklında yer ediyor |
| 208 |
ANIYONNU |
: |
Anlıyormusun |
| 209 |
ANIZ |
: |
Buğday, arpa biçildikten sonra tarlada kalan sapı |
| 210 |
ANLAMIYON KU |
: |
Anlamıyorsun ki |
| 211 |
ANMAK |
: |
Söylemek,hatırlamak |
| 212 |
ANNA |
: |
Şaşma ifadesi |
| 213 |
ANNACTAN BAKMAK GABAM SANCIR |
: |
Buluttan nem kapmak |
| 214 |
ANNAÇ |
: |
Karşı taraf |
| 215 |
ANNAÇTAN |
: |
Karşıdan |
| 216 |
ANNAK |
: |
Söylemek, hatırlamak, duyurmak, danışmak |
| 217 |
ANNAMAK |
: |
Anlamak |
| 218 |
ANNAMAMAK |
: |
Anlamamak, aldırış etmemek |
| 219 |
ANNAŞTIRMAK |
: |
Anlatmak, ifade etmek |
| 220 |
ANNINI KARIŞLAMAK |
: |
Kızılan kişiye hattini bildirmek |
| 221 |
ANNIŞAKI |
: |
Alnının ortası |
| 222 |
ANO |
: |
Hayret sözcüğü |
| 223 |
ANTAR |
: |
Çanta |
| 224 |
ANTİRE |
: |
Evdeki koridor |
| 225 |
AP ZOP |
: |
Yaptığı davranıştan haberi olmayan |
| 226 |
APAK |
: |
Çok beyaz |
| 227 |
APALAMADAN YÜRÜMEK |
: |
Emek harcamadan sonuca ulaşmak |
| 228 |
APALAMAK |
: |
Çocuğun yüzüstü sürünerek ilerlemesi |
| 229 |
APALAYOR |
: |
Emekleyen |
| 230 |
APARTUMAN |
: |
Apartman |
| 231 |
APCARA |
: |
İki bacak arası |
| 232 |
APGUN SAPGUN |
: |
Deli |
| 233 |
APIÇ |
: |
İki bacak arası |
| 234 |
APIŞ ARASI |
: |
Kasıklar arası |
| 235 |
APIŞAK |
: |
Bacaklarını açarak yürümek |
| 236 |
APIŞTI KALDI |
: |
Şaşdı kaldı |
| 237 |
APOÇLAMAK |
: |
Kınamak |
| 238 |
APOLLE |
: |
Hoparlör |
| 239 |
APOLYÖ |
: |
Hoparlör |
| 240 |
ARA |
: |
Küçük giriş |
| 241 |
ARABEYİ |
: |
Ana arı, kraliçe |
| 242 |
ARALIK |
: |
Evdeki aralık |
| 243 |
ARBEDE |
: |
Karışık |
| 244 |
ARDI |
: |
Arkası |
| 245 |
ARDILMAK |
: |
Abanmak |
| 246 |
ARDİYE |
: |
Boş oda |
| 247 |
ARIIIĞ |
: |
Hayret nidası |
| 248 |
ARIK |
: |
Zayıf |
| 249 |
ARININ DELİĞİNE DEĞNEK DÜRTMEK |
: |
Büyük bir tehlikeye davetiye çıkarmak |
| 250 |
ARITMAK |
: |
Temizlemek |
| 251 |
ARK |
: |
Su kanalı su yolu |
| 252 |
ARKA EBESİ |
: |
Doğum sırasında arkadan tutan kişi |
| 253 |
ARKA VERMEK |
: |
Yardım etmek |
| 254 |
ARKALI |
: |
Devamı olan, ucu görünmeyen |
| 255 |
ARKALI AKÇALIYI GEÇMİŞ |
: |
Seveni çok olan parası çok olanı geçmiş |
| 256 |
ARPA |
: |
Hayvan yemi |
| 257 |
ARPALAMA |
: |
Hayvan hastalığı |
| 258 |
ARPALIK |
: |
Arpa ekimine elverişli tarla |
| 259 |
ARSIZ |
: |
Utanmayan, sıkılmayan, çok ağlayan |
| 260 |
ARTMA |
: |
Dğün takısı |
| 261 |
ARTMAK |
:ş |
Asmak |
| 262 |
ARUK |
: |
Çok su içen |
| 263 |
ARZIMAN |
: |
Hayal edilen, arzulanan |
| 264 |
ASAK |
: |
Topallayarak yürüyen |
| 265 |
ASALAK |
: |
Birinin üzerinden geçinmek |
| 266 |
ASAR |
: |
Eski yerleşim birimi |
| 267 |
ASDAR |
: |
Tavan odanın üst tarafı |
| 268 |
ASILMAK |
: |
Birşeyi bulunduğu yerden çıkarmak için çekmek |
| 269 |
ASLI ÇIKMAMAK |
: |
Asılsız haber |
| 270 |
ASMA |
: |
Üzüm ağacı |
| 271 |
ASMAHURDAN YEMEK |
: |
Hiçbirşeyi beğenmemek |
| 272 |
ASMAK |
: |
Kaytarmak |
| 273 |
ASPİNİK |
: |
Naftalin |
| 274 |
ASSAHMI |
: |
Sahimi |
| 275 |
ASTAR |
: |
Koruyucu madde, ince bez |
| 276 |
ASTAR |
: |
Tavan |
| 277 |
AŞ |
: |
Yemek |
| 278 |
AŞA |
: |
Ayşe |
| 279 |
AŞAK |
: |
Ahşap evin eski hali |
| 280 |
AŞAKTA DA VAR GAŞAKTA DA VAR |
: |
Ondan da var bundan da var anlamında |
| 281 |
AŞAM |
: |
Akşam |
| 282 |
AŞAM ERKEN |
: |
Sabah akşam |
| 283 |
AŞAM VATI |
: |
Akşam vakti |
| 284 |
AŞAMLİN |
: |
Akşamüzeri |
| 285 |
AŞANE |
: |
Mutfak |
| 286 |
AŞANİM |
: |
Ayşe hanım |
| 287 |
AŞERMEK |
: |
Kadınların hamilelik zamanı |
| 288 |
AŞEVİ |
: |
Mutfak |
| 289 |
AŞIK KEMİĞİ |
: |
Kemik atmaca oyununda kullanılan kemik |
| 290 |
AŞIP GELMEK |
: |
Beklenmedik bir anda çıkıp gelmek |
| 291 |
AŞIRAŞI |
: |
Aşure |
| 292 |
AŞIRMAK |
: |
Bir şeyi gideceği yere götürmek, hırsızlamak |
| 293 |
AŞIRTMAÇ |
: |
Semeri tutan alet |
| 294 |
AŞIRTMAK |
: |
Yüksek bir yerden yol bularak geçirmek |
| 295 |
AŞLAMA ÇAY |
: |
Çayın ikinci kez demlenmiş hali |
| 296 |
AŞLAMAK |
: |
Eklemek |
| 297 |
AŞMAK |
: |
Yuvarlanmak engeli geçmek |
| 298 |
AŞŞA |
: |
Aşağı |
| 299 |
AŞUK |
: |
Ayağın iki yanındaki yuvarlak kemik |
| 300 |
AŞUR AYI |
: |
Muharrem ayı |
| 301 |
AT BESLENİRKEN KIZ İSTENİRKEN VERİLİR |
: |
Her şeyi zamanında yapmanın gerektiğini anlatan söz |
| 302 |
ATAŞ |
: |
Ateş |
| 303 |
ATAŞ GİBİ |
: |
Çok çabuk pratik |
| 304 |
ATAŞA DÜŞMÜŞ GİBİ BAĞIRMAK |
: |
Çok bağırmak |
| 305 |
ATAŞLIK |
: |
Kibrit |
| 306 |
ATTAR |
: |
Genellikle koyu ve ev aletleri satan esnaf |
| 307 |
ATTIRI BUTTURU |
: |
Bir işi rastgele yapmak |
| 308 |
AV |
: |
Kurt meyve ve baklagillerin içerisinde bulunur |
| 309 |
AV DÜŞMEK |
: |
Meyve kuruları ve pirincin kurtlanması |
| 310 |
AVA |
: |
Kocanın erkek kardeşi |
| 311 |
AVANE |
: |
Topluluk |
| 312 |
AVAR |
. |
Sebze |
| 313 |
AVARA |
: |
Boş gezen |
| 314 |
AVARLIK |
: |
Eve yakın sebze bahçesi |
| 315 |
AVAZ |
: |
En yüksek ses |
| 316 |
AVAZ |
: |
Ses tonu sesin güzel yada çirkin oluşu |
| 317 |
AVAZI ÇIKTIĞI ĞİBİ BAĞIRMAK |
: |
Tüm gücüyle bağırmak |
| 318 |
AVCUKLAMAK |
: |
Avcunun içine almak |
| 319 |
AVDANLIK |
: |
Av yapılan yer |
| 320 |
AVF |
: |
Ağız içerisi pamukçuk şeklinde oluşan yara |
| 321 |
AVGAT |
: |
Avukat |
| 322 |
AVIÇALIK |
: |
Düğünlerde giğilen şalvar |
| 323 |
AVIÇALIK-AĞIÇALIK |
: |
Ağı genelde kısa ve dar olan don |
| 324 |
AVIZ |
: |
Buzağı doğduktan sonra inekten alınan ilk süt |
| 325 |
AVKALAMAK |
: |
Azarlamak, terbiyeye sığmaz şekilde muamele etmek |
| 326 |
AVLA |
: |
Bahçe duvarı |
| 327 |
AVLA |
: |
Bahçelerin kenarına yapılmış duvar. Çit |
| 328 |
AVLACA |
: |
Dere kıyısında bağ |
| 329 |
AVLANMAK |
: |
Yabani hayvan vumak, balık tutmak |
| 330 |
AVLU |
: |
Bahçe çiiti |
| 331 |
AVLU GAPISI |
. |
Bahçe kapısı |
| 332 |
AVMAK |
: |
Düşmek |
| 333 |
AVRADI DÖRT OLASICA |
: |
Espiri yapılarak şanslı olduğunu anlatılan |
| 334 |
AVRAT |
: |
Eş |
| 335 |
AVSUNLAMAK |
: |
Okumak, üflemek, birisini yılan, akrep vb. hayvanlardan
korumak için dua |
| 336 |
AVU |
: |
Zehir |
| 337 |
AVUÇALIK |
: |
Şalvar, kuyruklu giysi |
| 338 |
AVUL |
: |
Koyun barınağı ağıl |
| 339 |
AVULAMAK |
: |
Zehirlemek |
| 340 |
AVUNUN KÖKÜNÜ YE |
: |
Bir beddua |
| 341 |
AVUR |
: |
Ağız |
| 342 |
AVURT |
: |
Çenenin iki yan tarafı |
| 343 |
AVUTMAK |
: |
Teselli etmek, oyalamak |
| 344 |
AVUZ |
: |
ineğin doğumdan sonra alınan koyu ve sarımtrak sütü |
| 345 |
AVUZ EMMEDİK BIZA GİBİ |
: |
Kötü kötü duran kişiye denir |
| 346 |
AVUZLUK |
: |
Filtresiz sigara içerken kullanılam süzgeçli veya süzgeçsiz
çubuk |
| 347 |
AVZARI |
: |
Av köpeği |
| 348 |
AY AKŞAMDAN DOĞDU |
: |
İş başlamadan yarım kalması |
| 349 |
AY ÜSTÜNE KALKMAK |
: |
Ayağa kalkmak |
| 350 |
AYA |
: |
Kar küreyen alet |
| 351 |
AYACUK |
: |
Ayakucu |
| 352 |
AYAĞI DUTULMAK |
: |
Yürüyememek |
| 353 |
AYAĞI TEDİK |
: |
Çabuk, hızlı, pratik olan kimse |
| 354 |
AYAĞIN ALTINDA DOLAŞMA: |
: |
Bir iş yapan kişiye işini yaparken engel olmak |
| 355 |
AYAĞIN KABI |
: |
Ayakkabı |
| 356 |
AYAK YOLU |
: |
WC, hela |
| 357 |
AYAKBA |
: |
Ayakkabı |
| 358 |
AYAKKABI |
: |
Garevle, edük |
| 359 |
AYAKLANMAK-AYAKLANDI |
: |
Hasta olan kişinin iyileşerek gezmeye başlaması |
| 360 |
AYAKLI |
: |
Normal çukırlukta kuru fasulye, nohut tabağı |
| 361 |
AYAKLIK |
: |
Çorba tası |
| 362 |
AYAKYOLU |
: |
Hela |
| 363 |
AYAN BEYAN |
: |
Çok açık görülen aşikar |
| 364 |
AYANGI |
: |
Tarla |
| 365 |
AYAR |
: |
Ölçü birimi |
| 366 |
AYAR |
: |
Sekiz kiloya yakın buğday alan metalden yapılmış bir kap |
| 367 |
AYAZ |
: |
Soğuk |
| 368 |
AYÇA |
: |
Hilal |
| 369 |
AYDIN YEMİŞİ |
: |
İncir |
| 370 |
AYER ZELE |
: |
Çok uyanık geçinen kimse |
| 371 |
AYIK |
: |
Sarhoş olmayan çok kurnaz |
| 372 |
AYINGA |
: |
Kaçak tütün |
| 373 |
AYITLAMAK |
: |
Ayıklamak |
| 374 |
AYRAN GÖNÜLLÜ |
: |
Sabit bir şeyde kalmayan. Bir sevgiliden başka birine çabuk
değişen |
| 375 |
AYRUK |
: |
Çoğu yerde yetişen, istenmeyen bir ot türü |
| 376 |
AYŞAM |
: |
Akşam |
| 377 |
AYUCUK |
: |
Ayak ucu |
| 378 |
AYYAŞ |
: |
Sarhoş |
| 379 |
AYYUÇ |
: |
Ayak altı |
| 380 |
AZA |
: |
Üye, taziye |
| 381 |
AZA VERMEK |
: |
Ölen kişinin yakınlarına taziyede bulunmak |
| 382 |
AZÇIK |
: |
Acık |
| 383 |
AZIC KALMAK |
: |
Payına razı olmak |
| 384 |
AZIGANSIZ |
: |
Hakkını koruyamaz |
| 385 |
AZIK |
: |
Yemek |
| 386 |
AZINSAMAK |
: |
Az görmek |
| 387 |
BABAK |
: |
Kadını erkeği, erkeğin kadını |
| 388 |
BABAN GADINLIKTANMI GELDİ |
: |
Her istediğini rahatça alan |
|
|
|
durumuda çok iyi olmayan kişiye denir |
| 389 |
BABI |
: |
Büyük kız kardeş, abla |
| 390 |
BACAK GİBİ |
: |
Çok kalın |
| 391 |
BACAKAŞI |
: |
Bacanın üst tarafında sergen |
| 392 |
BACANAK |
: |
Kız kardeşlerin beyleri |
| 393 |
BAÇA |
: |
Bahçe |
| 394 |
BADAK |
: |
Hayvanın kısırlaştırılması |
| 395 |
BADARLAMAK |
: |
Azarlamak |
| 396 |
BADE |
: |
İçki |
| 397 |
BADEM |
: |
Badem ağaçının meyvesinin en son hali |
| 398 |
BADİ |
: |
Ördek |
| 399 |
BADIÇ |
: |
Büyük ayak |
| 400 |
BADIL BADIL |
: |
Paytak paytak |
| 401 |
BADIL BUDUL |
: |
Düzgün yürümeyenler için söylenen söz |
| 402 |
BADILCAN |
: |
Patlıcan |
| 403 |
BADILCAN OTU |
: |
Kokulu ot |
| 404 |
BADILGAN |
: |
Bataklık |
| 405 |
BADUÇ |
: |
Su bidonu |
| 406 |
BAĞ |
: |
Bahçe |
| 407 |
BAĞARCAK |
: |
Koyunların kaçmaması için çobanın ayağını koyunun ayağına
bağlamak |
| 408 |
BAĞCAK |
: |
Bir şeyi bağlamak için kalın ip |
| 409 |
BAĞDAŞ KURMAK |
: |
Ayakları içe bükerek yere oturma biçimi |
| 410 |
BAĞIL |
: |
Tahtadan olan bavul |
| 411 |
BAĞIL BAĞIL |
: |
Bol olarak bulunan bolca kullanılabilen |
| 412 |
BAĞIRDAK |
: |
Beşikte çocukları sallamak için kullanılan sargı |
| 413 |
BAĞLİM |
: |
Demet, bağ |
| 414 |
BAĞRI YUKA |
: |
Merhametl |
| 415 |
BAHALI |
: |
Bahalı olan fiyatı yüksek |
| 416 |
BAHARLICA |
: |
Baharatı bol |
| 417 |
BAHÇA |
: |
Bahçe |
| 418 |
BAK GALİ ŞUNUN YAPTIĞINA |
: |
Beklenmedik bir hareket karşısında söylenir |
| 419 |
BAKA BAKA GÖZÜMÜN KÖKÜ SARARDI |
: |
Yolunu gözlemek beklemek |
| 420 |
BAKA KALDIM |
: |
Şaşırmak donmak kalmak, hayretle bakmak |
| 421 |
BAKAKOY |
: |
Gözkulak ol |
| 422 |
BAKAM Bİ |
: |
Bakalım bir görelim bir |
| 423 |
BAKILDAK |
: |
Küçükbaş hayvan pisliği |
| 424 |
BAKINAK |
: |
Hayvanların ayağının arkasındakı tırak |
| 425 |
BAKITMAK |
: |
Vaktinde yapılmayan iş veya gelmeyen bir kişiyi merak etmek |
| 426 |
BAKLA |
: |
Fasulye |
| 427 |
BAKLAFA |
: |
Baklava |
| 428 |
BAKRAÇ |
: |
İnek ve koyun sağılan küçük helke |
| 429 |
BAL BAŞI |
: |
Tatlı |
| 430 |
BALA |
: |
Çocuk, yavru |
| 431 |
BALDIR BACAK |
: |
Yarı çıplak |
| 432 |
BALDIRAN |
: |
Bir tür zehirli ot |
| 433 |
BALDIRI ÇIPLAK |
: |
Malı mülkü olmayan açık giyinen |
| 434 |
BALİ |
: |
Gönülsüz iş yapma |
| 435 |
BALIMA |
: |
Balık |
| 436 |
BALLI |
: |
Gofret |
| 437 |
BAMA PİSTAN |
: |
Kumaşdan dikilen çocuk elbisesi |
| 438 |
BAMI DEN |
: |
Bana mı diyorsun |
| 439 |
BAND |
: |
Kaset |
| 440 |
BANDIRMAK |
: |
Tadına bakmak |
| 441 |
BANE |
: |
Fiğ tanesi başağı |
| 442 |
BANGIR BANGIR |
: |
Gürültü |
| 443 |
BANMAK |
: |
Ekmekle yemeğin suyunu almak |
| 444 |
BANNAK |
: |
Parmak |
| 445 |
BANNAK |
: |
Parmak |
| 446 |
BANNAK BASMAK |
: |
Altını çizmek, önemini belirtmek |
| 447 |
BANYOLUK |
: |
Bamyo |
| 448 |
BARABAR |
: |
Beraber |
| 449 |
BARAÇ |
: |
Baraj |
| 450 |
BARAK |
: |
Dağınık saç |
| 451 |
BARANA |
: |
Patlıcan yemeği |
| 452 |
BARDAK |
: |
Naşafa |
| 453 |
BARİ |
: |
Artık |
| 454 |
BARNAK |
: |
Parmak |
| 455 |
BARSUK |
: |
Bağırsak |
| 456 |
BASALAMAK |
: |
Barındırmamak |
| 457 |
BASDAK |
: |
Merdiven |
| 458 |
BASDIGABAK |
: |
Kabak tatlısı |
| 459 |
BASMA |
: |
Kumaş |
| 460 |
BASMA |
::::: |
Bayan elbisesi yapımında kullanılan kumaş |
| 461 |
BASMAK |
. |
Yaprak yada peyniri yasmak |
| 462 |
BASMAK |
: |
Merdiven, basamak |
| 463 |
BASSAKBAŞI |
: |
Merdiven başı |
| 464 |
BASTAMAK |
: |
Merdiven |
| 465 |
BASTUN |
: |
Baston |
| 466 |
BAŞ KİLİ |
: |
Saçları yıkamak için kulanılan kil |
| 467 |
BAŞ OLMAK |
: |
Bitmek |
| 468 |
BAŞ SOVAN |
: |
Kuru soğan |
| 469 |
BAŞANGI |
: |
Bilgiç geçinen, becerikli |
| 470 |
BAŞARAT |
: |
Yetenek |
| 471 |
BAŞARET ETMEK |
: |
Yol göstermek |
| 472 |
BAŞAŞAĞI |
: |
Tepe taklak |
| 473 |
BAŞBAĞ |
: |
Yünden örülen hayvanın boynuzuna takılan yular |
| 474 |
BAŞGÖZ ETMEK |
: |
Evlendirmek |
| 475 |
BAŞI BOZULMAMIŞ |
: |
Kocası ölmemiş olan kadın |
| 476 |
BAŞI DÖNÜMÜNE |
: |
Kendi bildiğine göre hareket etmek |
| 477 |
BAŞI GÖTÜRMEMEK |
: |
Ses ve kalabalıktan dolayı başı ağrımak |
| 478 |
BAŞI TUTMAMAK |
: |
Başı ağrılı olmak |
| 479 |
BAŞIN GABATDASINA GALDIR DA VUR |
: |
Sen bilirsin, senin için bir şey yapamam |
| 480 |
BAŞINA BUYRUK |
: |
Kendi bildiğinden şaşmamak |
| 481 |
BAŞINI BAĞLAMAK |
: |
Nişanlandırmak, evlendirmek |
| 482 |
BAŞKALARI |
|
Bizden olmayan, yabancı el |
| 483 |
BAŞLAK |
: |
Baştan çıkmış kişi |
| 484 |
BAŞLIK |
: |
Evlenecek erkeğin kız tarafında verdiği para, mal |
| 485 |
BAŞLIK |
: |
Hayvanın başına takılan ip |
| 486 |
BAŞOĞUL |
: |
Arının verdiği ilk oğul |
| 487 |
BAŞTAKIM |
: |
Üzeri küçük altınla ve inci ile süslü bayanları giydiği fes |
| 488 |
BAŞUCUK |
: |
Baş ucu |
| 489 |
BATAK HAVLASI |
: |
Don yağı, un ve pekmezle yapılan bir çeşit helva |
| 490 |
BAVURDAK |
: |
Çocuk salıcağının altındaki bez |
| 491 |
BAVURMAK |
: |
Bağırmak |
| 492 |
BAYA |
: |
Tabii, doğal, normal |
| 493 |
BAYA Bİ MAFİR |
: |
Uzun süre |
| 494 |
BAYAM |
: |
Badem |
| 495 |
BAYANMAK |
: |
Süslenmek |
| 496 |
BAYAT BASTIRMA |
: |
Çok bilen çocuk |
| 497 |
BAYATSIMAK |
: |
Bayatlamak |
| 498 |
BAYBOLAN |
: |
Büyük su bidonu |
| 499 |
BAYILDAN |
: |
Patlıcan yemeği |
| 500 |
BAYIR |
: |
Yerleşim yeri olmayan, yerleşim yerine |
|
|
|
uzak olan hayvanların yiyecek bulabildiği yer |
| 501 |
BAYNIMAK |
: |
Büyümek |
| 502 |
BAYNIMIŞ |
: |
Gelişmiş büyümüş |
| 503 |
BAYTAR |
: |
Veterine hekimi |
| 504 |
BAZAR |
: |
Pazar, alışveriş yeri |
| 505 |
BAZARTESİ |
: |
Pazartesi |
| 506 |
BAZI BAZI |
: |
Arada sırada, bazen aralıklı |
| 507 |
BAZIKERE |
: |
Arasıra |
| 508 |
BAZLAMAÇ |
: |
Evlerde yapılan ekmek, bazlama |
| 509 |
BAZLAMAÇ |
: |
Mayalanmış hamurun saç üzerinde pişirilmesiyle yapılan ekmek |
| 510 |
BEBE |
: |
Bebek |
| 511 |
BEBEĞE İŞ AN ARKASINDAN KENDİN GİT |
: |
Yapamayacakları işleri kendini gönderme |
| 512 |
BEBEK BÖLÜK |
: |
Çoluk çoçuk |
| 513 |
BEBER |
: |
Biber |
| 514 |
BECENE BECENE |
: |
Özene özene |
| 515 |
BEDDELEK |
: |
Düşünmeden, saygısız |
| 516 |
BEDİLDEMEK |
:: |
Rahat durmamak Sürekli kıpırdamak |
| 517 |
BEDİLDENMEK |
: |
Söylenmek |
| 518 |
BEHRÜZ |
: |
Perhiz |
| 519 |
BEKAR |
: |
Aylıkla çalışan işçi |
| 520 |
BEKİTMEK |
: |
Güçlendirmek |
| 521 |
BEKMEZ TOPRA |
: |
Pekmez toprağı |
| 522 |
BEL |
: |
Toprağı işlemeye yarayan sivri uçlu kürek |
| 523 |
BEL VERMEK |
: |
Bir işin esneyerek düzgünlüğünü kaybetmesi |
| 524 |
BELAGAŞŞASI |
: |
Kavga etmek için bahane aramak |
| 525 |
BELDİR BELDİR |
: |
Bakma çeşidi |
| 526 |
BELEMEK |
: |
Çocuğu kundaklayıp beşiğe yatırmak |
| 527 |
BELENMEK |
: |
Bulaşmak, bulaştırmak |
| 528 |
BELERMEK |
: |
Mecali kesilmek |
| 529 |
BELEŞ |
: |
Bedava |
| 530 |
BELETMEK |
: |
Nişan, işaret koymak |
| 531 |
BELKİM |
: |
Belki |
| 532 |
BELLEME |
: |
Öğrenme, toparğı işleme |
| 533 |
BELLİK |
: |
Yaldızlı, süslü kağıt |
| 534 |
BEN DÜŞMEK |
: |
Meyvelerin olmaya başlaması |
| 535 |
BENCİLEYİN |
: |
Benim gibi |
| 536 |
BENGİLDEMEK |
: |
İrkilmek , şaşmak |
| 537 |
BENGİLLENMEK |
: |
Sıçramak, korkmak |
| 538 |
BENİLDEMEK |
: |
Ani uyanmak |
| 539 |
BENİM AKLIM TEVTAR MI? |
: |
Hafızam kuvvetli değil |
| 540 |
BENİM DEMEM |
: |
Benim demek istediğim |
| 541 |
BENİZ |
: |
Yüz, sıfat |
| 542 |
BENNENMEK |
: |
Sahiplenmek |
| 543 |
BERDÜŞ |
: |
Çok içki içen |
| 544 |
BERE |
: |
Yara |
| 545 |
BERİBERİLEK |
: |
En azından, kolay olanından |
| 546 |
BERKİTMEK |
: |
Burkulmak |
| 547 |
BERTLEK |
: |
Aniden kızan, sinirlenen |
| 548 |
BERTLETMEK |
: |
Alt göz kapaklarını parmak ucuyla tutup gözün kızıl kısmını
göstermek |
| 549 |
BESBELLİ |
: |
Senin dediğin gibi |
| 550 |
BESİ |
: |
Et ihtiyacı için krsilen sığır |
| 551 |
BESİ BESLEMEK |
: |
Hayvan beslemek |
| 552 |
BESİLENMEK |
: |
Kilo almak |
| 553 |
BESTİL |
: |
Kurumuş meyve ezmesi |
| 554 |
BEŞ KURUŞUN GELDİĞİ-GİTTİĞİ YER BELLİ |
: |
Ne kadar geir gider var bell, fazla harcama yapılmıyor |
| 555 |
BEŞ ŞİŞİ |
: |
Yünden çorap örmeye yarayan kısa demir şişler |
| 556 |
BEŞ TAŞ |
: |
Taşı yukarı atıp düşmeden yerden öteki taşları alma oyunu |
| 557 |
BEŞİBİRLİK |
: |
Eskiden çok kullanılan bir altın takı |
| 558 |
BEŞİK KERTİĞİ |
: |
Kız ve erkek çocukları beşikte iken nişanlama, sözleme |
| 559 |
BETER |
: |
Fena, kötü |
| 560 |
BETİ BENZİ ATMAK |
: |
Çok korkmak |
| 561 |
BETİNE GİTMEK |
: |
Ağrına gitmek, kırılmak |
| 562 |
BEYBAZARI |
: |
Beypazarı |
| 563 |
BEYGİR |
: |
At, binit iri yarı anlamında |
| 564 |
BEYNAMAZ |
: |
Namaz kılmayan namazla alakası olmayan |
| 565 |
BEYPAZARI |
: |
Beylerpazarı |
| 566 |
BEZE |
: |
Yara |
| 567 |
BEZEME |
: |
Bedenin bazı bölümlerinde oluşan kırmızı kabarcıklar |
| 568 |
BEZERMEK |
: |
Bayılmak |
| 569 |
BEZMEK |
: |
Bıkmak |
| 570 |
BEZÜK |
: |
Soluk, cansız |
| 571 |
Bİ DİYECEN Bİ DEPESİNE VURACAN |
: |
Tehdit ve kızgınlık sözü |
| 572 |
Bİ DUR |
: |
Biraz bekle |
| 573 |
Bİ GISIM |
: |
Bir avuç |
| 574 |
Bİ GÖZÜNÜ YUMSAN |
: |
kimseden fayda yok |
|
Bİ GÖZÜNE FAYDASI YOK |
|
| 575 |
Bİ HAMLA |
: |
Hemen kısa sürede |
| 576 |
Bİ HAMLADA |
: |
Hemen |
| 577 |
Bİ KEPÇE YİYİPTE YATMAK |
: |
Ağzının payını almak |
| 578 |
Bİ KERİŞTE |
: |
Bu sefer, bu kezz |
| 579 |
Bİ KISIM |
: |
Bir avuç |
| 580 |
Bİ MAFİR |
: |
Bir zaman, nice bir müddet |
| 581 |
Bİ SOKUM |
: |
Bir lokma |
| 582 |
BİBEK |
: |
Bebek |
| 583 |
BİBİ |
: |
Hala |
| 584 |
BİCAMA |
: |
Pijama, gece kıyafeti |
| 585 |
BİCİ AŞI |
: |
İlkbahar da asmaların yapraklarından pişirilen bir çeşit yemek |
| 586 |
BİCİ BİCİ |
: |
Buzağı sağırmak |
| 587 |
BİCİK |
: |
Sığır yavrusu |
| 588 |
BİCİK |
: |
Birkerecik |
| 589 |
BICILGAN |
: |
Cıvık yağ |
| 590 |
BIÇAĞIN SIRTI VEYA TERSİ KESMEK |
: |
Sözü geçmek, onun dediğinin yapılması, emri dinlenen |
| 591 |
BİÇİK |
: |
Yavru |
| 592 |
BIÇKI |
: |
Bağ bahçe işlerinde kullanılan testereye benzer ağzı bulunan
bıçak |
| 593 |
BİÇKİ |
: |
Dikiş nakış yapma işi |
| 594 |
BIÇKINMAK |
: |
Burkulmak |
| 595 |
BİDA |
: |
Birdaha |
| 596 |
BIDAK |
: |
Küçük odun |
| 597 |
BİDAMLAM |
: |
Ufak,çok az |
| 598 |
BIDANAZ |
: |
Yumurtlama devresine gelmiş piliç |
| 599 |
BIDDIK |
: |
Sevimli ve küçük |
| 600 |
BIDDIMAN |
: |
Azıcık |
| 601 |
BİDENE |
: |
Bir tane |
| 602 |
BİDENE |
::: |
Tek , birtane |
| 603 |
BİDENEM |
: |
Sevgi sözcüğüdür , bir tanem |
| 604 |
BIDI BIDI ETMEK |
: |
Çok ve gereksiz kouşmak |
| 605 |
BIDI BIDI ETMEK |
: |
Çok ve gereksiz konuşmak |
| 606 |
BIDIK |
: |
Etlenmiş küçük |
| 607 |
BIDIKIM |
: |
Çok az, küçük |
| 608 |
BIDIL BIDIL |
: |
Çıplak ayaklı çocuk |
| 609 |
BIDIRDAMAK |
: |
Söylenip durmak |
| 610 |
BIDIRDAŞMAK |
: |
Kavga etmek |
| 611 |
BIDLAMAK |
: |
Söylenmek |
| 612 |
BİDON |
: |
Sukapı |
| 613 |
BIGIDIM |
: |
Küçük , küçücük |
| 614 |
BİGIMIK |
: |
Küçücük |
| 615 |
BIGIRIMCIK |
: |
Küçücük |
| 616 |
BIGIRIMIK |
: |
Ufacık küçücük |
| 617 |
BIGRIK |
: |
Az |
| 618 |
BİKE |
: |
Karyola örtüsü |
| 619 |
BİKERİŞ |
: |
Bu sefer |
| 620 |
BİKİ |
: |
Bir iki, biraz |
| 621 |
BIKITMAK |
: |
Bir şeyden usandırma, nefret ettitmek |
| 622 |
BİLADER |
: |
Birader, erkek kardeş, arkadaş |
| 623 |
BILAŞIK |
: |
Kirli |
| 624 |
BİLDİK |
: |
Tanıdık |
| 625 |
BILDIR |
: |
Geçen sene |
| 626 |
BİLDİR BİR |
: |
Eğilen kişinin sırtından atlanarak oynana çocuk oyunu |
| 627 |
BILDIRSENE |
: |
Geçen sene |
| 628 |
BİLİ BİLİ |
: |
Tavuk çağırmak |
| 629 |
BİLİYON |
: |
Biliyorsun |
| 630 |
BİMAFİR |
: |
Bir süre |
| 631 |
BINAMA |
: |
Aklını kaybetme, bunama |
| 632 |
BINAR |
: |
Çeşme |
| 633 |
BİNDALLI |
: |
Kadifeden sırma işlemeli tek parçalı elbise |
| 634 |
BINGIL BINGIL |
: |
Dolu dolu |
| 635 |
BINGILDAK |
: |
Çene altındaki et |
| 636 |
BINGIRDAK |
: |
Kundaktaki bebeğin kafasındaki doku |
| 637 |
BİNİT |
: |
At, eşek, katır |
| 638 |
BİR ÇARPARSAM BİRDE YER ÇARPAR |
: |
Tehdit sözü |
| 639 |
BİR YÜZÜ İPEK BİR YÜZÜ KÖPEK |
: |
Ne zaman nasıl davranacağı belli olmayan kişi |
| 640 |
BİREBOLU-PİREBOLU |
: |
Arı pisliği |
| 641 |
BIRTLAMAK |
: |
Argoda ossurmak |
| 642 |
BİŞEY |
: |
Bir şey |
| 643 |
BİŞİ |
: |
Pişir |
| 644 |
BIT BIT |
: |
Çok konuşan |
| 645 |
BİTECİRİP |
: |
Beklenmedik hareketler yapan , konuşan çocuk ya da kişi |
| 646 |
BİTİM |
: |
Verimi bol |
| 647 |
BITIRAK |
: |
Dikenli bir bitki |
| 648 |
BITIRAK GİBİ |
: |
Çok sık meyve için |
| 649 |
BİTİVESİN |
: |
Artık son bulsun bukadar yeter |
| 650 |
BİTKİ-BİR-İKİ |
: |
Birkaç, biraz |
| 651 |
BITLAMAK |
: |
Söylenmek |
| 652 |
BİTLİ GANE |
: |
Pis temizliğe özen göstermeyen,pasaklı kimse |
| 653 |
BİYAZ |
: |
Bu sefer |
| 654 |
BİYEZ |
: |
Bukez |
| 655 |
BİZ |
: |
Tığ |
| 656 |
BİZ |
: |
Tahta ya da demirlerin ucuna sivri bir şey takılarak |
|
|
|
genellikle ayakkabı tamirinde kullanılan alet |
| 657 |
BIZA |
: |
Buzağı |
| 658 |
BIZA HALKASI |
: |
Buzağının boynuna yakılan yular |
| 659 |
BIZA TİRİDİ |
: |
Eskilerin kıtlık zamanında baslamacı ıslayarak yatıkları yemek |
| 660 |
BIZALAMAK |
: |
Lafı söyleyebilmek, buzağılamak |
| 661 |
BİZEMSALİ |
: |
Bizim gibi |
| 662 |
BOBA |
: |
Baba |
| 663 |
BOBİN |
: |
İnce dikiş ipliği |
| 664 |
BOBOBİ |
: |
Gofret |
| 665 |
BOCCA |
: |
Küçükbaş hayvanlarda görülen bir çeşit hastalık |
| 666 |
BOÇA |
: |
Tarlaya veya uzak bir yere giderken hazırlanan yemeklerin
konulduğu yer |
| 667 |
BODİK |
: |
Büyük plastik bidon |
| 668 |
BODUÇ |
: |
Su bidonu |
| 669 |
BODUR |
: |
Kısa |
| 670 |
BODUŞ |
: |
Küçük toprak testi |
| 671 |
BOĞARSAK |
: |
Çiftleşme zamanı gelmiş hayvan |
| 672 |
BOĞAZ |
: |
İmik |
| 673 |
BOĞMAÇ |
: |
Boğazını sıkmak, üzmek |
| 674 |
BOHÇA |
: |
Çamaşır ve elbise konulan bez |
| 675 |
BOHÇA OTU |
: |
Hayvanların hastalığını tedavi etmede kullanılan bir çesit ot |
| 676 |
BOKLAĞAÇ |
: |
Harmanda ürünü kirletmemesi için öküz ya da |
|
|
|
ineğin altına konularak
dışkısı alınan kap |
| 677 |
BOKNAZ |
: |
Hayvanların ayağının arkasındaki tırnak |
| 678 |
BOL PAZARI |
: |
Pazartesi |
| 679 |
BOLA BOL |
: |
Çokca, doyasıya |
| 680 |
BOLARTMAK |
: |
Genişletmek |
| 681 |
BOLLALMAK |
: |
Sarkmak |
| 682 |
BONDİ |
: |
Bidon , su kabı |
| 683 |
BORAN |
: |
Şiddetli kar, fırtına, tipi |
| 684 |
BORANA |
: |
Patlıcan yemeği |
| 685 |
BORCUN İYİSİ VERMEK, |
: |
İmkan varken borcunu temizlemeye bakmalı |
|
DERDİN İYİSİ ÖLMEK |
|
| 686 |
BORÇ YİĞİDİN KAMÇISI |
: |
Borç yiğit kişiyi çalışmaya teşvik eder |
| 687 |
BOSTAN |
: |
Eve yakın sebze dikilen yer, kavun, karpuz |
| 688 |
BOŞANMAK-BOŞAMAK |
: |
Ayrılmak, bağlı bir hayvanın bağını kopararak yerinden
uzaklaşması |
| 689 |
BOŞBOĞAZ |
: |
Şakacı boş kunuşan |
| 690 |
BOVAZ |
: |
Boğaz |
| 691 |
BOY ATMAK |
: |
Boyunun uzaması |
| 692 |
BOYLU |
: |
Gebe, hamile |
| 693 |
BOYNA |
: |
Sürekli,daima |
| 694 |
BOYUNA |
: |
Devamlı tekrar edilmemesi istenen kelimeler |
| 695 |
BOYUNDURUK |
: |
Hayvanların bonuna takılan ip ,zincir vb. malzeme |
| 696 |
BOYUNLU ARMUT |
: |
Armut çeşidi |
| 697 |
BOZBAB |
: |
Çoban kavurma |
| 698 |
BÖCÜK |
: |
Küçük böcek |
| 699 |
BÖDDÜRMEK |
: |
Haşlamak, haşlayarak pişirme |
| 700 |
BÖDÜL BÖDÜL |
: |
Cahilane düşünmeden |
| 701 |
BÖĞENÇE |
: |
Su tutmak için oluşturulan bent |
| 702 |
BÖĞRÜM |
: |
Yanım |
| 703 |
BÖĞÜN |
:Benzemek |
Bugün |
| 704 |
BÖĞÜR |
: |
Yan |
| 705 |
BÖĞÜRMEK |
: |
Bağırmak |
| 706 |
BÖĞÜRTLEN |
: |
Yabani üzüm |
| 707 |
BÖLE OLUMU EY |
: |
Böyle olurmu söyle |
| 708 |
BÖLÜK BEBEK |
: |
Küçük çocuk,küçümseme anlamında kullanılır |
| 709 |
BÖN BÖN |
: |
Aval aval |
| 710 |
BÖN BÖN BAKMAK |
: |
Dalgın dalgın bakmak |
| 711 |
BÖÖĞRÜNDE |
: |
Yanında |
| 712 |
BÖREK |
: |
Koyun , keçi, inek gibi hayvanların yenebilen böbrekleri |
| 713 |
BÖREK GECESİ |
: |
Gelinin evlendiği günün hemen ardından kendi ailesi tarafından
verilen davet |
| 714 |
BÖRTDÜRMEK |
: |
Haşlamak, hafif pişirmek |
| 715 |
BÖRTÜ BÖCEK |
: |
Küçük haşareler |
| 716 |
BÖŞEMEK |
: |
Sıcak su ve nem altında yumuşamak |
| 717 |
BÖTÜRMEK |
: |
Hoşlanmak |
| 718 |
BÖÜZ |
: |
Bu defa, bu sefer |
| 719 |
BÖYREK |
: |
Böbrek |
| 720 |
BÖYÜK |
: |
Büyük |
| 721 |
BÖYÜK MAL |
: |
Büyük baş hayvan |
| 722 |
BÖYÜN |
: |
Bugün |
| 723 |
BU AĞIZ SENİN DEĞİL |
: |
Sana bu sözleri lafları kim öğrettiyse onu söyle |
| 724 |
BUBA |
: |
Baba |
| 725 |
BUBANNE |
: |
Babanne |
| 726 |
BUGADA |
: |
Bu kadar |
| 727 |
BUĞUZ |
: |
Üzüntü verme |
| 728 |
BUHUR BUHUR TERLEMEK |
: |
boncuk boncuk terlemek |
| 729 |
BUHUR HAMAMI |
: |
Düğünden bir hafta sonra oğlan evi düğüne hizmet
edenlerin, |
|
|
|
yakın akrabanın götürüldüğü gün |
| 730 |
BUKA |
: |
Kadın donlarının kemeri |
| 731 |
BUKAĞI |
: |
Şalvarın içinde kıvrılan uçkurluk |
| 732 |
BULAMA |
: |
Karıştırma, ağda |
| 733 |
BULAMAÇ AŞI |
: |
Süt ve undan yapılan bir çorba |
| 734 |
BULANIK |
: |
Sel tortusu, duru olmayan su |
| 735 |
BULANIK ATMAK |
: |
Çamuru atmak |
| 736 |
BULAŞMAK |
: |
Dahil olmak |
| 737 |
BULGUR AŞI |
: |
Bulgur pilavı |
| 738 |
BULGUR BÜSKÜRTMESİ |
: |
Bir nevi cilt hastalığını efsunlama |
| 739 |
BULGURAŞI |
: |
Bulgurdan yapılıp pilava benzeyen biraz suluca yapılmış yemek |
| 740 |
BULGURLAMA |
: |
Ahşap evlerde döşeme ve tavanda tahtaların üzerinde |
|
|
|
parmak kalınlığında dökülen acı kireçli harç |
| 741 |
BULHAYIR |
: |
Ayva ve elma marmelatı |
| 742 |
BUN |
: |
Sıkıntı |
| 743 |
BUNALMAK |
:Sıkıntı çekmek |
| 744 |
BUNALTMAK |
: |
Birisini üzmek |
| 745 |
BUNAMAK |
: |
Aklını yitirmek, yaşlanmak |
| 746 |
BUNAR |
: |
Çeşme, Pınar |
| 747 |
BUNATMAK |
: |
Kızdırmak |
| 748 |
BUNDAN KERİ |
:. |
Bundan böyle |
| 749 |
BUNGUNLU |
:Pınar |
Sıkıntılı |
| 750 |
BUNLU |
: |
Sıkıntılı |
| 751 |
BURA |
: |
Buraya |
| 752 |
BURA GEL |
: |
Buraya |
| 753 |
BURALIKTA |
: |
Buraya gel |
| 754 |
BURÇAK |
: |
Siyah renkli hayvan yemi |
| 755 |
BURE |
: |
Burada |
| 756 |
BURGAN |
: |
Parlak |
| 757 |
BURGU |
: |
Elektriksiz el matkabı |
| 758 |
BURGUN |
: |
Keyfi olmayan |
| 759 |
BURGUR |
: |
Nohut ve ekinin pişmiş hali |
| 760 |
BURKUNMAK |
: |
İncinmek |
| 761 |
BURNUNDAN FİTİL FİTİL GETİRMEK |
: |
Çok üzmek sıkıntı vermek eziyet etmek |
| 762 |
BURNUNUN DİREĞİ KIRILMA |
: |
Çok kötü kokan koku |
| 763 |
BURUK |
: |
Dargın kişi |
| 764 |
BURUŞ |
: |
Armut kurusu gak |
| 765 |
BUS BUS BUNALTMAK |
: |
Kızdırmak |
| 766 |
BUSUK BUSUK BOĞMAK |
: |
Çok üzmek |
| 767 |
BUUZ |
: |
Keder , tasa |
| 768 |
BUVA |
: |
Baba |
| 769 |
BUYA |
: |
Boya |
| 770 |
BUYANNA |
: |
Bu tarafa |
| 771 |
BUYNUZ |
: |
Boynuz |
| 772 |
BÜCÜK |
: |
İneği çağırma şekli |
| 773 |
BÜFE |
: |
Vitrin, küçük satış yeri |
| 774 |
BÜK |
: |
Çeltik tarlasının ekilen sulu arazisi |
| 775 |
BÜNEK |
: |
Ağızlık |
| 776 |
BÜNGÜLDEMEK |
:. |
Suyun kaynağından çıkışı |
| 777 |
BÜRGÜ |
: |
Yöresel baş örtüsü |
| 778 |
BÜRGÜN |
: |
İki gün sonra |
| 779 |
BÜRLENMEK |
: |
Örtünmek |
| 780 |
BÜRTÜL BÜRTÜL |
: |
İçinde bulunduğu ortamla kaynaşmayan sert kitle |
| 781 |
BÜRÜNMEK |
: |
Kararmak |
| 782 |
BÜSKÜT |
: |
Bisküvi |
| 783 |
BÜSSÜRÜ |
: |
Oldukça çok |
| 784 |
BÜÜLENMEK |
: |
Tek gözü kalana dek örtünmek |
| 785 |
BÜYÜK ŞEER |
: |
Büyük şehir |
| 786 |
BÜZDEKLEMEK |
: |
Sıkıntılı bir halde dolaşıp beklemek |
| 787 |
BÜZDÜRMEK |
: |
Bir kumaşın kenarının dikilerek, kenarının gerdirilmesi |
| 788 |
CABBAR |
: |
Tuttuğu işi hakeden mert |
| 789 |
CABILDAMAK |
: |
Suda oynayarak ses çıkarmak |
| 790 |
CACIK |
: |
Ayran (köy dilinde) |
| 791 |
CACUR |
: |
Fermuar |
| 792 |
CADOLOZ |
: |
Yaramaz, haylaz |
| 793 |
CAGIRDAMAK |
: |
Çene çalmak |
| 794 |
CAĞ |
: |
Süzme torbası |
| 795 |
CAMBAZ |
: |
Hayvan tüccarı |
| 796 |
CAMEKAN |
: |
Cam, pencere |
| 797 |
CAMIZ |
: |
Manda |
| 798 |
CAN ERİĞİ |
: |
Yeşil ekşi erik |
| 799 |
CAN GURTARAN |
: |
Can kurtaran |
| 800 |
CAN KURTARAN |
: |
Ambulans |
| 801 |
CANAK |
: |
Tabak |
| 802 |
CANAVAR |
: |
Kurt |
| 803 |
CANCAĞIZIM |
: |
Dostum |
| 804 |
CANDARMA |
: |
Jandarma |
| 805 |
CAPIT |
: |
Bez |
| 806 |
CAPUT |
: |
Bez |
| 807 |
CAR CAR |
: |
Kaba gürültüyle bağırmak |
| 808 |
CARA |
: |
Sigara |
| 809 |
CARCUR |
: |
Fermuar |
| 810 |
CARILTI |
: |
Gürültü |
| 811 |
CASCAVLAK |
: |
Tüysüz hale gelmiş , tüyü yolunmuş , ortada kalmış |
| 812 |
CASCAVLAK |
: |
Sıcaktan aşırı derecede kızarmak |
| 813 |
CAVA |
: |
Birçeşit pirinç |
| 814 |
CAVLAK |
: |
Tüyü dökülmüş, haşlanmış |
| 815 |
CAVLAMAK |
: |
Sıcaktan bunalmak |
| 816 |
CAVLATMAK |
: |
Deriden tüy dökülmesi |
| 817 |
CAVZITMAK |
: |
Vazgeçmek |
| 818 |
CAYMAK |
: |
Vazgeçmek |
| 819 |
CAZGIR |
: |
Kurnaz,açıkgöz |
| 820 |
CAZI |
: |
Argo söz dinlemeyen |
| 821 |
CAZUM |
: |
Kardeş |
| 822 |
CEBRAİL DANASI |
: |
Üzeri giyinik olmayan kişilere söylenen söz |
| 823 |
CEDELLEŞMEK |
: |
Kavga etmek |
| 824 |
CEHENNEMİN FİNARİ |
: |
Cehennemin en alt tabakası, beddua maksatıyla söylenir |
| 825 |
CELİMSİZ |
: |
Zayıf |
| 826 |
CELLE |
: |
Celile |
| 827 |
CEMBER |
: |
Büyük ve yanları işlemeli beyaz yazma |
| 828 |
CEN CEN |
: |
Lüzumsuz karşılık verme |
| 829 |
CENDERE |
: |
Sıkıştırma |
| 830 |
CENDERME |
: |
Jandarma |
| 831 |
CENGİRDEMEK |
: |
Laf kalabalığı ederek, üste çıkmak |
| 832 |
CEPKEN |
: |
Yelek |
| 833 |
CER CER |
: |
Çok konuşan |
| 834 |
CER ETMEK |
: |
Harmandan köy hocasına hak ayırmak |
| 835 |
CEREME |
: |
Bir şeyin sonucu, cezası karşılığı |
| 836 |
CEREZ |
: |
Kuru üzüm |
| 837 |
CERYAN |
: |
Elektrik |
| 838 |
CET |
: |
Ata |
| 839 |
CEYRAN |
: |
Elektrik |
| 840 |
CIBA |
: |
Tiftiği kırkılmış keçi |
| 841 |
CIBIL |
: |
Çıplak |
| 842 |
CIBILDAK |
: |
Çıplak |
| 843 |
CIBILDAMAK |
: |
Kabın içindeki bir sıvının sallanması |
| 844 |
CİBİLDEMEK |
: |
Suyla oynamak |
| 845 |
CİBİNLİK |
: |
Cibindirik |
| 846 |
CIBIR |
: |
Yarı çıplak, züğürt, fakir |
| 847 |
CİCİ |
: |
astanın üzerine sürülen yumurta |
| 848 |
CİCİGEY |
: |
Bir tür göçmen kuş |
| 849 |
CİCİK |
: |
Soğanın üstündeki yeşil kısmı |
| 850 |
CİCİKLERİ GOYVERME |
: |
Üşüme |
| 851 |
CİCİLİ BİCİLİ |
: |
Süslü püslü |
| 852 |
CİCİLİ, BÜCÜLÜ |
: |
Kırmızı benekli basma |
| 853 |
CİCOZ |
: |
Gitmek |
| 854 |
CIDAV |
: |
Uyanık |
| 855 |
CIDAVUZ |
: |
Kurnaz |
| 856 |
CIDIR |
: |
Çevik, atik |
| 857 |
CIDIR CIDIR |
: |
Çok konuşkan, sevimli |
| 858 |
CİGARA |
: |
Sigara |
| 859 |
CIGIMAK |
: |
Kaçmak |
| 860 |
CIĞSIMAK |
: |
Rutubetlenmek |
| 861 |
CİHAZ |
: |
Çeyiz |
| 862 |
CIK |
: |
Hayır, olumsuz, kabul etmemek |
| 863 |
CIK CIK |
: |
Sürahi |
| 864 |
CİK CİK |
: |
Civciv |
| 865 |
CIKI |
: |
Bohça |
| 866 |
CIKIM |
: |
Tarla başı |
| 867 |
CIKKA |
: |
Kadınlar için biraz tatlıca aşağılama |
| 868 |
CİKLET |
: |
Sakız |
| 869 |
CILBIR |
: |
Yoğurt, yumurta, yağ ile yapılan yemek, yoğurtlu yumurta |
| 870 |
CİLBİR |
: |
Yumurta ile yapılan bir yemek türü |
| 871 |
CILDIR |
: |
Canlı anlamlı bakan |
| 872 |
CILGA |
: |
Patika yol |
| 873 |
CİLLET |
: |
Jilet |
| 874 |
CİLLOP |
: |
Çok hoşa giden, harika |
| 875 |
CIMBILDAK |
: |
Oynak |
| 876 |
CIMBILDAMAK |
: |
Kap içindeki bir sıvının sallantı sonucu taşması |
| 877 |
CİMCİK |
: |
Bir çeşit hamur yemeği mantı,çimdik atmak |
| 878 |
CİMCİKLEMEK |
: |
Bir elin iki parmağı ile birinin vücudunu sıktırmak sıkmak |
| 879 |
CİN |
: |
Mukayese edatı. (ufak, küçük)Cin ufak:Daha küçük(En cin
ufak:Çok küçük) |
| 880 |
CİN PARMAK |
: |
El ve ayaktaki en küçük parmak |
| 881 |
CİNCİK |
: |
Misket |
| 882 |
CİNCİK |
: |
Güzel, yeni |
| 883 |
CİNCIVIT |
: |
Aşırı öfkelenmek |
| 884 |
CİNCOMBALAK |
: |
Takla atmak |
| 885 |
CİNDERMEK |
: |
Huyuna uymak |
| 886 |
CİNDORUK |
: |
En üst nokta |
| 887 |
CINGAN |
: |
Çingene |
| 888 |
CINGANIN OĞLU |
: |
Cimri olanlara karşı kullanılan hitap |
| 889 |
CINGI |
: |
Küçük ateş parçası |
| 890 |
CINGIL |
: |
Bakraç |
| 891 |
CİNGİL |
: |
Üzüm tanelerinin birkaçının dalıyla oluşturduğu grup |
| 892 |
CİNGİLCİ |
: |
Cimri , para harcamayı
sevmeyen |
| 893 |
CİNGİLMEK |
: |
Düşüp bayılmak |
| 894 |
CINGIMAK |
: |
Kaçmak, dönek, oyun bozalık etmek |
| 895 |
CİNGİR CİNGİR |
: |
Işıl ışıl |
| 896 |
CINGIRDAK |
: |
Çocuk oyuncağı |
| 897 |
CİNGO |
: |
Çinko |
| 898 |
CİNİBİZ |
: |
Küçük sevimli |
| 899 |
CINIMAK |
: |
Döneklik etmek |
| 900 |
CİNİNİ DERMEK |
: |
Yatıştırmak, huyuna göre gitmek |
| 901 |
CINNIK |
: |
Azıcık |
| 902 |
CİP |
: |
Jeep |
| 903 |
CIPLAK |
: |
Çıplak |
| 904 |
CİPRE |
: |
Üzüm posası |
| 905 |
CIR CIR BÖCEĞİ |
: |
Ağustos böceği |
| 906 |
CIRBIL YOLU |
:Ağustos böceği |
İnce yol |
| 907 |
CİRCİNE |
: |
Deri hastalığı |
| 908 |
CIRCIR |
:Fermuar |
| 909 |
CIRCIZ BÖCEĞİ |
: |
Geceleri öten bir çeşit böcek |
| 910 |
CİRET |
: |
Yaradan akan irin, sıvı |
| 911 |
CİRFE |
: |
Haram, pis |
| 912 |
CİRİT |
: |
At oyunu |
| 913 |
CIRLAK |
: |
İnce sesli |
| 914 |
CIRLAMAK |
: |
Yüksek sesle konuşmak,bağırmak |
| 915 |
CIRMAKLAMAK |
: |
Tırnakları ile yaralamak |
| 916 |
CIRMIK |
: |
Tırnak izi |
| 917 |
CIRT |
: |
İsal |
| 918 |
CIRTLAK |
: |
Lüzumsuz yere bağıran |
| 919 |
CIS CIS |
: |
Dokunma yapma, elleme |
| 920 |
CIS DEDİĞİ DAVAR OLMAK |
: |
Her söylediğinin olması |
| 921 |
CISCIBIR |
: |
Hiçbir şeyi olmayan |
| 922 |
CİVCİ |
: |
Civciv |
| 923 |
CİVEK |
: |
Küçük taneli yabani üzüm |
| 924 |
CİVELEZ |
: |
Haraketli |
| 925 |
CIVIK |
: |
Çok sulu |
| 926 |
CIVIMAK |
: |
Sıvı duruma gelmek |
| 927 |
CIVLAMAK |
: |
Ufalamak |
| 928 |
CIYAKLAMAK |
: |
Bağırmak |
| 929 |
CIZDAVAT |
: |
Kara lastik |
| 930 |
CIZGI |
: |
Çizgi |
| 931 |
CIZIK |
: |
Çizgi |
| 932 |
CIZIR CIZIR |
: |
Yaşlılar için sağlıklı anlamında söylenir |
| 933 |
CIZIR CIZIR |
|
İyice pişmiş |
| 934 |
CIZLAMIK |
: |
Mes ayakkabısı |
| 935 |
CİZLAVAT |
: |
Soğuk kuyu olarak bilinen ayakkabının astarlısı |
| 936 |
COGUR COGUR İÇMEK |
: |
Küçük çocukların tadını çıkararak biberolda bir sıvıyı içmesi |
| 937 |
COGUR COGUR ÖPMEK |
: |
Küçük çocukları severken sorarak sıkıca öpme okşama |
| 938 |
COLUK |
: |
Hindi |
| 939 |
COMBAZ |
: |
Hayvan alıp satan |
| 940 |
CONMAK |
: |
Uçmak |
| 941 |
COSBOL |
: |
Bolalmış |
| 942 |
COŞ |
: |
Meyveden yapılan bir komposto , hoşaf |
| 943 |
COYDURMAK |
: |
Ani karar vermek |
| 944 |
COYMAK |
: |
Caymak |
| 945 |
COZLATMAK |
:Vazgeçmek |
İğne vurmak, parasını veya malını almak |
| 946 |
COZUR CUZUR |
: |
Ferahlaya ferahlaya içmek |
| 947 |
CÖDÜRMEK-CAYDIRMAK |
: |
Karar değiştirmek |
| 948 |
CÖNGÜL GÖNGÜL |
: |
Suya doymuş |
| 949 |
CÖNGÜLTÜ |
: |
Davet , yemek verme |
| 950 |
CÖVELTMEK |
: |
Dudakların büzülerek uzatılması |
| 951 |
CÖVHER |
: |
Cevher |
| 952 |
CÖVÜZ |
: |
Ceviz |
| 953 |
CUĞARA |
: |
Sigara |
| 954 |
CUMALIK |
: |
Ustaların kullandıkları peştamal |
| 955 |
CURU |
: |
Sulu |
| 956 |
CURU YAĞ |
: |
Sıvı yağ |
| 957 |
CUVARA |
: |
Sigara |
| 958 |
CUVAZIM |
: |
Yakın dostum |
| 959 |
CÜMBÜL CEMAAT |
: |
Topluca, herkez |
| 960 |
CÜME |
: |
Cuma |
| 961 |
CÜMERTESİ |
: |
Cumartesi |
| 962 |
CÜRÜTMEK |
: |
Pısmak |
| 963 |
CÜYÜKLEMEK |
: |
Soguktan büzüşüp beklemek |
| 964 |
ÇABUT |
: |
Bez (kumaş) |
| 965 |
ÇAĞLA |
: |
Olgunlaşmamış meyve |
| 966 |
ÇAKI |
: |
Küçük cepte taşınabilir bıçak |
| 967 |
ÇAKIL |
: |
Çamursuz ve harçsız örülmüş taş duvar |
| 968 |
ÇAKILDAK |
: |
Koyunların kuyruğundaki kalan pislik |
| 969 |
ÇAKILGA |
: |
Ardıç, çalı |
| 970 |
ÇAKILI |
: |
Tıka basa dolu |
| 971 |
ÇAKIRGAYA |
: |
Su kenarlarında bol olan sert ve küçük taş |
| 972 |
ÇAKIŞIR |
: |
Kadınların giydiği don |
| 973 |
ÇAKMA |
: |
Bir şeyi düzeltme |
| 974 |
ÇALACAK |
: |
Yoğurt mayalamak için saklanan bir miktar yoğurt |
| 975 |
ÇALAK |
: |
Tırpanın açtığı yol |
| 976 |
ÇALÇAPUT |
: |
Eski bez parçası |
| 977 |
ÇALI |
: |
Dikenli ağaç |
| 978 |
ÇALIM |
: |
Fiyaka |
| 979 |
ÇALINMAK |
: |
Sürünmek, dolaşmak |
| 980 |
ÇALKAMAK |
: |
Savurmak |
| 981 |
ÇALLIK |
: |
Eski gelinlik |
| 982 |
ÇAM BARDAĞI |
: |
Ağaçtan , özellikle çamdan yapılan su kabı |
| 983 |
ÇAMIR |
: |
Çamur |
| 984 |
ÇANAK |
: |
Çömlek |
| 985 |
ÇANDI |
: |
Yüksekçe oturma yeri |
| 986 |
ÇANGIL ÇUNGUL |
: |
Düzenli olmayan yerler için kullanılır |
| 987 |
ÇANTI |
: |
Çatı, evin üst kısmı, ahşap evlerde işlenmeden bırakılmış üst
kat |
| 988 |
ÇANTI ARASI |
: |
Tavanarası |
| 989 |
ÇAPAÇOR |
: |
Dağınık , pasaklı , karışık iş yapan |
| 990 |
ÇAPAÇUL |
: |
Pasaklı, önemsenmedenyapılan iş |
| 991 |
ÇAPAK |
: |
Göz pınarında biriken suyun kurumuş şekli |
| 992 |
ÇAPAR |
: |
Sarı kişi |
| 993 |
ÇAPIT |
: |
Bez |
| 994 |
ÇAPIT BEZ |
: |
Patiskadan yapılan kadın örtüsü |
| 995 |
ÇAPRAZ |
: |
Düğme |
| 996 |
ÇAPUN |
: |
Japon |
| 997 |
ÇAPUT ÇAPIT |
: |
İşe yaramaz bez parçası |
| 998 |
ÇAR |
: |
Hasse ve patiskadan yapılan kadın örtüsü |
| 999 |
ÇAR ÇEPEL |
: |
Çalı çırpı |
| 1000 |
ÇAR ÇUR |
: |
Fene |
| 1001 |
ÇARA |
: |
Balgam kıvamında sıvı akıntı |
| 1002 |
ÇARA |
: |
Koyunlar kuzuladıktan sonra son atar ona çara denir |
| 1003 |
ÇARÇABUK |
: |
Hızlıca |
| 1004 |
ÇARDAK |
: |
Eski ahşap evdeki salon |
| 1005 |
ÇARDAK PALASI |
: |
Bez |
| 1006 |
ÇARDAKİ |
: |
Çatı |
| 1007 |
ÇARIK |
: |
Sığır derisinden yapılmış ayakkabı |
| 1008 |
ÇARİNNE |
: |
Çatallı iğne |
| 1009 |
ÇARLIK |
: |
Beyaz bez üzerine yapılmış işleme |
| 1010 |
ÇARUK |
: |
Ayakkabı |
| 1011 |
ÇAŞI |
: |
Çarşı |
| 1012 |
ÇATAN |
: |
Tavan |
| 1013 |
ÇATIRIM (AYAZ) |
: |
Dondurucu soğuk |
| 1014 |
ÇAY |
: |
Akarsu |
| 1015 |
ÇAY DÖKMEK |
: |
Yeni çay koymak |
| 1016 |
ÇAYAN |
: |
Akrep giller |
| 1017 |
ÇAYIR |
: |
Çimenli arazi |
| 1018 |
ÇAYSIRA GİDİP, YOL SIRA GELEN |
: |
İhtiyaçları, siparişleri almadan unutup gelen kişi için söz |
| 1019 |
ÇEBİÇ |
: |
Keçinin iki yıllık yavrusu |
| 1020 |
ÇEBİŞ |
: |
Oğlanın büyüğü |
| 1021 |
ÇEHRE |
: |
Yüz, sime |
| 1022 |
ÇEKEL |
: |
Saban temizleyen alet |
| 1023 |
ÇEKELEZ |
: |
Sincap |
| 1024 |
ÇEKİ |
: |
Terazi |
| 1025 |
ÇEKİÇ GAFALI |
: |
Sabit fikirli |
| 1026 |
ÇEKİŞMEK |
: |
Münakaşa etmek |
| 1027 |
ÇELÇEPEL |
: |
Çalı çırpı |
| 1028 |
ÇELDİRMEK |
: |
Çekiştirmek |
| 1029 |
ÇELEBA |
: |
Kocanın erke kardeşi |
| 1030 |
ÇELEN |
: |
Ağırbaşlı, hızlı, hareketli, ayağı tetik |
| 1031 |
ÇELİK |
: |
Bir karış büyüklüğünde fazla kalın olmayan ağaç parçası |
| 1032 |
ÇEMBER |
: |
Yuvarlak demir veya kalın telden yapılmış çocuk oyuncağı |
| 1033 |
ÇEMBER |
: |
Yazma |
| 1034 |
ÇEMÇEM |
: |
Çok konuşan |
| 1035 |
ÇEMKÜRMEK |
: |
Hiddetli ve durmadan bağırmak, söylemek |
| 1036 |
ÇEMRENME |
: |
Acele etme |
| 1037 |
ÇEN ÇEN |
: |
Çok konuşan |
| 1038 |
ÇENCİRE |
: |
Tencere |
| 1039 |
ÇENE ÇALMAK |
: |
Vakit geçirmek için veya konuşarak oyalanmak |
| 1040 |
7 |
: |
Zararlı istenmeyen sözleri konuştuğu için beddua etmek |
| 1041 |
ÇENİK |
: |
Yarımın çeyreği |
| 1042 |
ÇENİS |
: |
Çeyiz |
| 1043 |
ÇENİZ ASMAK |
: |
Çeyiz sergilemek (Gelinlik kızın evleneceğe kadar yaptığı
eşya) |
| 1044 |
ÇENTE |
: |
Çanta |
| 1045 |
ÇENTİK |
: |
Bir yere yapılan işaret |
| 1046 |
ÇEPEL |
: |
Ot artığı, ufak çöp parçası |
| 1047 |
ÇEPEL EKİN |
: |
Buğdayın harman yerinde sona kalan toz toprakla karışık kısmı,
tavuk yemi |
| 1048 |
ÇEPELLİ |
: |
İçinde çöp parçaları olan |
| 1049 |
ÇEPİÇ |
: |
Keçinin iki yıllık yavrusu |
| 1050 |
ÇEPİN |
: |
Çapa |
| 1051 |
ÇEPİŞ |
: |
İki yaşındaki keçi |
| 1052 |
ÇERÇİCİ |
: |
Seyyar satıcı |
| 1053 |
ÇETELE |
: |
Nohutu yaş iken pişirmek |
| 1054 |
ÇEVRE |
: |
İşlemeli baş örtüsü |
| 1055 |
ÇEVRESALTA |
: |
Kabarık dikişli , işlemeli üst elbisesi |
| 1056 |
ÇEZMEK |
: |
Çözmek |
| 1057 |
ÇIBIR |
: |
Çıplak, yarıçıplak, züğürt |
| 1058 |
ÇİBİRE |
: |
Üzüm şırası |
| 1059 |
ÇİÇEKLİK |
: |
Duvarda kireç veya tahtadan yapılan ufak sundurma |
| 1060 |
ÇİÇİ |
: |
Keçi yavrusu |
| 1061 |
ÇIDIR |
: |
Çevik |
| 1062 |
ÇIDIRMAK |
: |
Çıldırmak |
| 1063 |
ÇİFTEKIRA |
: |
Tüfek |
| 1064 |
ÇİĞ |
: |
Pişmemiş |
| 1065 |
ÇİĞ |
: |
Gece toprağa düşen yaş |
| 1066 |
ÇİĞ YOĞURT |
: |
Sütün mayalanmasıyla oluşan yoğurt |
| 1067 |
ÇİĞİNDİRİK |
: |
Bulamacın top top olması |
| 1068 |
ÇIĞIR |
: |
Söyle |
| 1069 |
ÇIĞIRMAK |
: |
Söylemek(yüksek sesle çağırmak) |
| 1070 |
ÇIĞIT |
: |
Lohusanın yüzündeki leke |
| 1071 |
ÇIĞLAMA |
: |
Evin tahta döşemesinin üzerine topark serme |
| 1072 |
ÇIĞSAK |
: |
Nemli |
| 1073 |
ÇIĞSAMAK |
: |
Nemlenmek |
| 1074 |
ÇIĞSIK |
: |
Nemli, rutubetli |
| 1075 |
ÇIĞSIMAK |
: |
Terleyecek gibi olmak, rutubet alması |
| 1076 |
ÇIĞSIMIŞ |
: |
Bayatlamış |
| 1077 |
ÇIK ÇIK |
: |
Sülahi |
| 1078 |
ÇIKARTMA |
: |
Balkon |
| 1079 |
ÇİKERDEK |
: |
Çekirdek |
| 1080 |
ÇIKI |
: |
Azık torbası |
| 1081 |
ÇIKILAMAK |
: |
Düğümlemek, sarmak, bağlamak |
| 1082 |
ÇIKIM |
: |
Biçilecek arpa ya da buğdayın bir uçtan öteki uca kadar olan
kısmı |
| 1083 |
ÇIKIM |
: |
Tarlada çalışan işçilerin yanyana durarak çalışmasıyla alınan
mesafe |
| 1084 |
ÇİKİN |
: |
Çirkin, nazar değmesin diye çocuğu severken söylenen ssöz |
| 1085 |
ÇIKIŞTIRMAK |
: |
Ser konuşmak azarlamak |
| 1086 |
ÇIKMA |
: |
İşe yaramayan meyve veya sebze |
| 1087 |
ÇILBIK |
: |
Koyu olmayan yoğurt |
| 1088 |
ÇILBIK YOĞURT |
: |
Çiğ yoğurt, süte mayalama yapılarak hazırlanan yoğurt |
| 1089 |
ÇILDIR |
: |
Kesimiş dal parçası |
| 1090 |
ÇİLENTİ |
: |
Çok az yağan yağmur |
| 1091 |
ÇİLİNTİ |
: |
Çok az yağan yağmur |
| 1092 |
ÇILK ÇIKMAK |
: |
Bozulmuş yumurta |
| 1093 |
ÇİLLENMEK |
: |
Küf tutmak |
| 1094 |
ÇİLME |
: |
Çiğne, ağzında parçala |
| 1095 |
ÇILSIMCIK |
: |
Rutubet alması |
| 1096 |
ÇILTAK |
: |
Zan altında bırakmak |
| 1097 |
ÇİLTE |
: |
Minder |
| 1098 |
ÇİMDİRMEK |
: |
Yıkamak |
| 1099 |
ÇİMGE |
: |
Bir tutam |
| 1100 |
ÇIMIŞKI |
: |
Hediye |
| 1101 |
ÇIMKI |
: |
İnce değmek |
| 1102 |
ÇİMMEK |
: |
Yıkanmak |
| 1103 |
ÇİNCERE |
: |
Tencere |
| 1104 |
ÇİNDORUK |
: |
En üst nokta |
| 1105 |
ÇINGA |
: |
Çinko tabak |
| 1106 |
ÇINGI |
: |
Ateş parçası |
| 1107 |
ÇİNGİL |
: |
Üzümden bir parça |
| 1108 |
ÇİNKOV |
: |
Emaye kap |
| 1109 |
ÇİNKOVA |
: |
Dam örtüsü |
| 1110 |
ÇİPİL |
: |
Verimsiz veya kalitesiz toprak |
| 1111 |
ÇIPKI |
: |
İnce söğüt sopası |
| 1112 |
ÇIRA |
: |
Yanı |
| 1113 |
ÇIRAKMAN |
: |
Yetiştirilecek kişi |
| 1114 |
ÇİRİŞ |
: |
Gözde oluşan pislik |
| 1115 |
ÇIRITMAN |
: |
Yetiştirmek, yetiştirecek kişi |
| 1116 |
ÇİRK |
: |
Hayvan gübresi |
| 1117 |
ÇIRPI |
: |
Dalın kesilmiş uçları |
| 1118 |
ÇIRPMAK |
: |
Sallamak,çalkalamak |
| 1119 |
ÇİRTEN |
: |
Yağmur suyunun aktığı yer |
| 1120 |
ÇİRTEN |
: |
Ahır kenarına çekilen tel ya da duvar |
| 1121 |
ÇİSENTİ |
: |
Hafif yağmur |
| 1122 |
ÇİT |
: |
Çalı çırpıdan oluşan engel |
| 1123 |
ÇIT ÇIT |
: |
Birbirine geçmeli bir düğme çeşidi |
| 1124 |
ÇITAK |
: |
Depeli arkası köylerine söylenir |
| 1125 |
ÇİTÇİ |
: |
Çiftçi |
| 1126 |
ÇITÇIT |
: |
Karşılıklı birbirine geçen düğme |
| 1127 |
ÇİTELE |
: |
Ov |
| 1128 |
ÇİTİ |
: |
Sepet, leğen |
| 1129 |
ÇİTİLEMEK |
: |
Çamaşırı elle ovmak |
| 1130 |
ÇITIR PITIR |
: |
Patlayabilen , ses çıkaran fişek , maytap vb.nin tümü |
| 1131 |
ÇITIR PITIR BAYRAMI |
: |
Üç ayların girişi |
| 1132 |
ÇİTİRİK |
: |
Bir çeşit ağaç |
| 1133 |
ÇITLAK |
: |
Eski kapılarda dilli anahtar |
| 1134 |
ÇITLAT |
: |
Engel, zan |
| 1135 |
ÇİTLEK |
: |
Kabuklu yemiş, düğme |
| 1136 |
ÇİTLENBİK |
: |
Narin |
| 1137 |
ÇİTMEK |
: |
Yamamak , dikmek |
| 1138 |
ÇİTMES |
: |
Hayvan tepmesi |
| 1139 |
ÇIYAN |
: |
Akrep |
| 1140 |
ÇOBAN TANASI |
: |
Küçük taneli dolu |
| 1141 |
ÇOĞAN |
:Kimyasal madde yapımında
kullanılan kısa boylu köklü bir bitki |
| 1142 |
ÇOĞAŞLAMAK |
: |
Kısa süreli uyumak |
| 1143 |
ÇOKCA YEMEK |
: |
Aşırı fazla |
| 1144 |
ÇOLAK |
: |
Sol elini kulanan kimse |
| 1145 |
ÇOMAK |
: |
Odun parçası |
| 1146 |
ÇON |
: |
Kalça, sırt |
| 1147 |
ÇORAÇ |
: |
Üzeri olmayan |
| 1148 |
ÇORAK |
: |
Verimsiz yer veya toprak |
| 1149 |
ÇORAŞ |
: |
Bir işi önemsemeden yapan kimse |
| 1150 |
ÇOTUK |
: |
Çok kalınlaşmış kurumuş kökler |
| 1151 |
ÇOTURA |
: |
Ağaçtan yapılan içine su konulan kap |
| 1152 |
ÇOVALDI |
: |
Çoğaldı, arttı |
| 1153 |
ÇOVAŞ |
: |
Sabah güneşi |
| 1154 |
ÇOVAŞLAMAK |
: |
Güneşlenmek |
| 1155 |
ÇOVATMAK |
: |
Çoğaltmak |
| 1156 |
ÇÖDÜRÜM ÇÖŞ |
: |
Tahteravalli |
| 1157 |
ÇÖĞDÜRMEK |
: |
Ağdırmak |
| 1158 |
ÇÖĞMEK |
: |
Dolduruşa gekmek |
| 1159 |
ÇÖKÜN |
: |
Otur |
| 1160 |
ÇÖLMEK |
: |
Çömlek |
| 1161 |
ÇÖMÇE |
: |
Ağaç kepçe |
| 1162 |
ÇÖMELEN |
: |
Yer fasulyesi |
| 1163 |
ÇÖNGÜL ÇÖNGÜL |
: |
Çok dolmuş |
| 1164 |
ÇÖNMEK |
. |
Yarı oturmak |
| 1165 |
ÇÖPÜRDÜK |
: |
Pürüz sıkıntılı |
| 1166 |
ÇÖRÇÖP |
: |
Pislik, küçük odun parçaları |
| 1167 |
ÇÖRTEN |
: |
Su oluğu |
| 1168 |
ÇÖVDÜRMEK |
: |
Dengesiz durmak |
| 1169 |
ÇÖVE ÇÖVE DURMAK |
: |
Yürümeye yeni başlyan çocuğun ayaktadurması için söylenen söz |
| 1170 |
ÇÖVÜRMEK |
: |
Çevirmek |
| 1171 |
ÇUKULATA |
: |
Çukolata |
| 1172 |
ÇUL |
: |
Kilim türü kaba giysi |
| 1173 |
ÇUL ÇABUT |
: |
Parçalamış bez kumaş |
| 1174 |
ÇUVALDUZ |
: |
Büyük iğne |
| 1175 |
ÇÜK |
: |
Erkek cinsel organı |
| 1176 |
ÇÜKÜNDÜR |
: |
Pancar |
| 1177 |
ÇÜKÜNDÜRÜK |
: |
Şeker pancarının kaynatılmış hali |
| 1178 |
DABAN |
: |
Döşeme tahta |
| 1179 |
DABAN |
: |
Çeltik ekilen alet |
| 1180 |
DABANCA |
: |
Tabanca |
| 1181 |
DABBASAN |
: |
Neliği belirsiz |
| 1182 |
DADA GETMEK |
: |
Bir şeyi sürekli başına kakmak |
| 1183 |
DADAN |
: |
Ağaçta yetişen, çitiriğe benzeyen tatlı yemişleri olan bitki |
| 1184 |
DADANMAK |
: |
Alışmak |
| 1185 |
DAGAR |
: |
Hektar |
| 1186 |
DAGGA |
: |
Dakika |
| 1187 |
DAĞBAZLAMAK |
: |
Durduğu yerde duramamak |
| 1188 |
DAĞDAN |
: |
Isırgan otu |
| 1189 |
DAĞLAMAK |
: |
Vurmak |
| 1190 |
DAĞLAN |
: |
Isırgan otu |
| 1191 |
DAĞLAYAN |
: |
Isırgan otu |
| 1192 |
DAĞSALI |
: |
Dağlık köy topluluğu |
| 1193 |
DAHA, DAHACIK DİHA |
: |
Gösterme, işaret etme, başka yokmu? |
| 1194 |
DAHACIK |
: |
Yakını gösterme |
| 1195 |
DAHRA |
: |
Takım |
| 1196 |
DAHTEREVALLİ |
: |
Kaldıraç |
| 1197 |
DAKI |
: |
Ziynet eşyası |
| 1198 |
DAKILMAŞ, TAKIM AŞ |
: |
Kesici alet |
| 1199 |
DAKIM |
: |
Yemeğin çorba, et yemeği, dolma, tatlı, pilav, hoşaf veya sıra
ile ikramı |
| 1200 |
DAKKA |
: |
Dakika |
| 1201 |
DAKLAŞMAK |
: |
Sataşmak |
| 1202 |
DAL |
: |
Ağaç |
| 1203 |
DALABA GELMEK |
: |
Çiftleşme zamanı gelmek |
| 1204 |
DALAK |
: |
Arı oğulunun sepette ilk yaptığı boş petek |
| 1205 |
DALAMAK |
: |
Hafif etkileyecek şekilde yakmak |
| 1206 |
DALANMAK |
: |
İncitma, incinmek |
| 1207 |
DALAP |
: |
Hayvanların çifleşme zamanı |
| 1208 |
DALAŞMAK |
: |
Kavga etmek |
| 1209 |
DALBIZLAMA |
: |
Acele etmek, sıkıntı içinde uğraşmak |
| 1210 |
DALDI |
: |
Kirlendi, battı |
| 1211 |
DALDIRMAK |
: |
Suya dömmek |
| 1212 |
DALGIN DALGIN |
: |
Dolu dolu |
| 1213 |
DALIM AĞRIDI |
: |
Omuzun ağrıması |
| 1214 |
DALINA BİNMEK |
: |
Omuzuna binmek |
| 1215 |
DALLARI AĞRIMAK |
: |
Omuzları ağrımak |
| 1216 |
DALMAK |
: |
Böcek sokması |
| 1217 |
DAM |
: |
Ahır, düz çatı |
| 1218 |
DAMA |
: |
Mayalı, mayasız hamurla yapılan bir tür çörek |
| 1219 |
DAMAĞI |
: |
Nezle |
| 1220 |
DAMARINA BAŞMA |
: |
Hoşlanmadığı davranışta bulunma |
| 1221 |
DAMBAŞ |
: |
Toprak örtülü çatı |
| 1222 |
DAMBAŞI |
: |
Balkon |
| 1223 |
DANA |
: |
Erkek sığır |
| 1224 |
DANGALAK |
: |
Saygısızca konuşan, patavatsız |
| 1225 |
DANGIRDAMAK |
: |
Kafa ağrıtıcı konuşma |
| 1226 |
DANIŞIKLI DÖĞÜŞ |
: |
Aynı fikirde olmak, önceden planlamak |
| 1227 |
DAPCIK |
: |
Kabuk |
| 1228 |
DAR |
: |
Pekmek ocağında, şıra konulan hazne |
| 1229 |
DARABA |
: |
İnce tahtadan çakılmış üzerine sıva konulan bir bölme |
| 1230 |
DARAK |
: |
Tarak |
| 1231 |
DARANMAK |
: |
Taranmak |
| 1232 |
DARCUK |
: |
Küçük bez torba |
| 1233 |
DARGAMAK |
: |
Aralamak, ayırmak |
| 1234 |
DARILMAK |
: |
Küsmek |
| 1235 |
DARIZAMAK |
: |
İncelmek, nazelmek |
| 1236 |
DARTI |
: |
Tartı |
| 1237 |
DASTALLI |
: |
Pasaklı |
| 1238 |
DAŞ |
: |
Taş |
| 1239 |
DAŞIN KATISINI YE |
: |
Yemeği beyenmeyen kişi için söylenir |
| 1240 |
DAŞINDI |
: |
Taşındı |
| 1241 |
DAŞIRA |
: |
Tuvalet |
| 1242 |
DAŞŞAK |
: |
Hayalar, yumurtalıklar |
| 1243 |
DAŞTAHDA |
: |
Okulşlardaki tebeşirle yazılan siyah tahta önü |
| 1244 |
DAŞURA |
: |
Tuvalet |
| 1245 |
DATLI |
: |
Tatlı |
| 1246 |
DATLI KİREÇ |
: |
Bir cins alçı |
| 1247 |
DAVAR |
: |
Küçük baş hayvan keçi, koyun gibi |
| 1248 |
DAVAR EVİ |
: |
Koyunların koyulduğu yer |
| 1249 |
DAVINA GELESİCE |
: |
Ölmesi temenni edilen beddua |
| 1250 |
DAVŞAN |
: |
Tavşan |
| 1251 |
DAVŞAN |
: |
Tavşan |
| 1252 |
DAVUL BİLEDENGİ DENGİNE |
: |
Kız istemede sosyal ve kültürel durumları eşit olması |
| 1253 |
DAVULMA |
: |
Ayrılma |
| 1254 |
DAVUNA GELESİCE |
: |
Sinirlendiği zaman karşı tarafa söylenen söz |
| 1255 |
DAVUTMAK |
: |
Dağıtmak |
| 1256 |
DAYAKLAMAK |
: |
Kapıyı içeriden emniyete almak,kilitleme |
| 1257 |
DAYAMAK |
: |
Her hangi bir şeyi yere yaslamak |
| 1258 |
DAYFALMAK |
: |
Bayılma, içinin bir hoş olması |
| 1259 |
DAYYON |
: |
Diyorsun |
| 1260 |
DAYZA |
: |
Teyze |
| 1261 |
DAYZA UŞAĞI |
: |
Teyze çocuğu |
| 1262 |
DAZA |
: |
Teyze |
| 1263 |
DAZLAK |
: |
Tahta |
| 1264 |
DAZLAK |
: |
Başı kel olan |
| 1265 |
DE |
: |
Hadi,çabuk olmak |
| 1266 |
DE BAKAM |
: |
Hadi söyle bakalım |
| 1267 |
DE DAHA |
: |
Yakını gösterme |
| 1268 |
DE HORDA |
: |
Şurada |
| 1269 |
DEBELENMEK |
: |
Yerde yuvarlanmak |
| 1270 |
DEBİL DÜBÜL |
: |
Sıkışık vaziyette |
| 1271 |
DEBİLDEMEK |
: |
Ayakları ile tepinmek, yattığı yerde başkasını rahatsız etme |
| 1272 |
DEBME |
: |
Sıkıştırma |
| 1273 |
DEDELEK |
: |
Bostanlarda hayvanları korkutmak için yapılmış korkuluk |
| 1274 |
DEDİDİ |
: |
Söylemişti, demişti |
| 1275 |
DEDİĞİ DEDİK ÇALDIĞI DÜDÜK |
: |
İnadından, söylediğinden, sözünden asla vaz geçmeyen |
| 1276 |
DEGAR |
: |
Tarla dönün |
| 1277 |
DEĞDİRMEK |
: |
Temas ettirmek |
| 1278 |
DEĞİŞ TOKUŞ |
: |
Alışverişte takas |
| 1279 |
DEĞNEK |
: |
Küçük sopa |
| 1280 |
DEH DEYE DEYE EŞEK NE KADAR GİDER |
: |
Zorlayarak, üsteleyerek bir iş yürümez, kendinden olmalı |
| 1281 |
DEHOL |
: |
Defol |
| 1282 |
DEKGELME |
: |
Uygunluk (Tpatıp uygunluk) |
| 1283 |
DEKİ |
: |
Hayvanın kara et kısmı |
| 1284 |
DEKLEŞTİRMEK |
: |
Toplamak |
| 1285 |
DELBEDER |
: |
Fakir, düzensiz |
| 1286 |
DELİ DÜŞÜNDÜĞÜNDE |
: |
Yaptığı işin etrafındakilere zarar verebileceğini |
|
TAVUK EŞİNDİĞİNDE |
|
düşünmeyen dengesizce hareket eden kisi |
| 1287 |
DELİ ESPİRE |
: |
İşine geldiği gibi konuşan kişi |
| 1288 |
DELİ GEÇİ |
: |
Yaramz kız |
| 1289 |
DELİ GÜLLÜ |
: |
Çok süslü |
| 1290 |
DELİGANLI |
: |
Delikanlı |
| 1291 |
DELİKLİ |
: |
Kalbur |
| 1292 |
DELİL |
: |
İspat etme, rehber, yol gösterici, yardım eden |
| 1293 |
DELİNMEYO |
: |
Delimiyor, delemedim |
| 1294 |
DELLAL |
: |
Bir haberi duyurmak için bağıran kişi, Bld.anonsu, ilanı |
| 1295 |
DELME |
: |
Delik açma |
| 1296 |
DEMETLEMEK |
: |
Tasarruf etmek, kontrol etmek |
| 1297 |
DEMİ |
: |
Değil mi? |
| 1298 |
DEMİ , DİMİ |
: |
Öylemi , tamam mı |
| 1299 |
DEMİN |
: |
Biraz önce |
| 1300 |
DEMŞEK |
: |
Yaramaz çocuk |
| 1301 |
DENDİMİ |
: |
Söylendimi |
| 1302 |
DENE |
: |
Tane |
| 1303 |
DENETLEMEK |
: |
Kontrol etmek |
| 1304 |
DENK |
: |
Örüşmüş büyük sebet |
| 1305 |
DENKLEME |
: |
Ayarlama |
| 1306 |
DENSİZ |
: |
Düşük konuşarak düşük iş yapan münasebetsiz hareket eden |
| 1307 |
DEPE |
: |
Tepe |
| 1308 |
DEPELİK |
: |
Başa takılan gümüş ziynet |
| 1309 |
DEPEMDE |
: |
Başımda |
| 1310 |
DEPENE VURURSAM DİLİNİ İSSIRDIRIM |
: |
Suz artık söyleyip, tekrar edip durma anlamında beddua |
| 1311 |
DEPKİ |
: |
Belin tekme vurulan ağaç kısmı |
| 1312 |
DEPME |
: |
Tekme |
| 1313 |
DEPMİK |
: |
Tekme |
| 1314 |
DEPREŞMEK |
: |
Aklına gelmek |
| 1315 |
DEPTİ |
: |
Hayvan vurması |
| 1316 |
DERE KAŞI |
: |
Uçurum kıyısı |
| 1317 |
DERİN |
: |
Söylüyorum, anlatıyorum, diyorum, yüksekliği kıyaslandığı
şeyle çok olan |
| 1318 |
DERLEMEK |
: |
Düzeltmek |
| 1319 |
DERMEK |
: |
Toplamak |
| 1320 |
DERNEK |
: |
Düğün |
| 1321 |
DERT BULAŞMAKTANSA BOK |
: |
Beladan uzak durmak, çekinmek |
|
BULAŞSIZ BİR KALIP SABUN
İLE YIKAN+B3168IR |
|
| 1322 |
DESTE |
: |
Vazo |
| 1323 |
DESTİ |
: |
Topraktan pişirilerek yapılmış su kabı |
| 1324 |
DESTUR |
: |
Dikkatle, temenniyle başlama sözü |
| 1325 |
DEŞİLESİCE |
: |
Karnın açılması parçalanması bedduası |
| 1326 |
DEŞİLMEYESİCE |
: |
Karnın açılmasını istemeyerek beddua etmek |
| 1327 |
DEŞİRMEK |
: |
Toplamak |
| 1328 |
DEŞMEK |
: |
Eşmek |
| 1329 |
DEŞTİL DEŞTİL |
: |
Karnı büyük hamile kadın |
| 1330 |
DEVE 1 AKÇE ALAMAM- |
: |
Parası yokken ucuzda olsa almayan, |
|
DEVE 10 AKÇE GETİR ALIRIM |
|
parası varken çok pahalıda olsa alabilen için |
| 1331 |
DEVE TABANI |
: |
Bir nevi bitki |
| 1332 |
DEVİRE GİTMEK |
: |
Ölen kişiye öldükten sonraki ilk üç gün dua için sabah
namazına gidip duada bulunmak |
| 1333 |
DEVRENCİK TOPRAĞI |
: |
Bulaşık yıkamada kuallanılan kirli toprak |
| 1334 |
DEVRET |
: |
Bahçe kapısı |
| 1335 |
DEVTER |
: |
Defter |
| 1336 |
DEVTERİ DÜRÜLESİCE |
: |
Kızgınlık anı söylenen söz |
| 1337 |
DEYHA |
: |
İşte |
| 1338 |
DEYİN DEYİN UNUDURUN |
: |
Söyleyeyim diyorum unuduyorum |
| 1339 |
DEYİRMEN |
: |
Değirmen |
| 1340 |
DEYNEK |
: |
Sopa, baston |
| 1341 |
DEYNEKÇİ |
: |
Bir işin organizesini sağlaması için anlaşma yapılan kişi |
| 1342 |
DEYUS |
: |
Namuslu iş yapmayan |
| 1343 |
DEYVEMEM |
: |
Söylemem, anlatmam |
| 1344 |
DEYVER |
: |
Söyle |
| 1345 |
DEYZA |
: |
Teyze |
| 1346 |
Dİ YORA |
:. |
Bir yere tarif için işaret etme |
| 1347 |
DİBABİ |
: |
İşini bilen bir işin erbabı |
| 1348 |
DİBABI |
: |
Kurnaz |
| 1349 |
DİBBİDİ |
: |
Kısa bacaklı |
| 1350 |
DİBEK |
: |
İçerisine buğday vb. konularak ezilen kap |
| 1351 |
DİBEK |
: |
Ortası çukur bulgur dövülen taş |
| 1352 |
DİBEKLİK |
: |
Bulgur , tarhana gibi şeylerin yapıldığı , kurumaları için
serildiği alan |
| 1353 |
DİBELEK |
: |
Ekinin kavrulmuş halini dövmeye yarayan tahta alet |
| 1354 |
DIBIL |
: |
Köpek yavrusu |
| 1355 |
DIBIL DIBIL |
: |
Yavaş yavaş yürüyen |
| 1356 |
DİBİŞ |
: |
Köpeği şağırma şekli |
| 1357 |
DİDABAN |
: |
Tarla bekçisi |
| 1358 |
DİDDİRİ |
: |
Dengesiz |
| 1359 |
DİDE |
: |
Dede |
| 1360 |
DİDEÇLEMEK |
: |
Parçalamak |
| 1361 |
DİDELEMEK |
: |
Yumuşak bir bütünü parçalama ayırmak |
| 1362 |
DİDİRMEK |
: |
İnce bir delikten fışkırtmak |
| 1363 |
DİDİRMEK-DİĞDİRMEK |
: |
Küçük abdest bozma, sıvının bulunduğu yerden yavaş akışı |
| 1364 |
DİDİŞMEK |
: |
Kavga etmek |
| 1365 |
DİĞDİRMEK |
: |
İşemek |
| 1366 |
DİĞREN |
: |
Sap tutmaya yarayan demir araç |
| 1367 |
DİHA |
: |
Orada |
| 1368 |
DİK |
: |
Atların gözlerinin bağlanarak koşulduğu içinde buğday ezilen
yer |
| 1369 |
DIKADIM |
: |
Kapattım |
| 1370 |
DIKAMAK |
: |
Kapatmak |
| 1371 |
DİKİ |
: |
Hayvanların baldırındaki et |
| 1372 |
DIKILMAK |
: |
Göçüp ölmek |
| 1373 |
DİKİLMEK |
: |
Ayağa kalkmak |
| 1374 |
DİKİM |
: |
Lokma |
| 1375 |
DIKIM |
: |
Yenilen yiyecekten arta kalan |
| 1376 |
DIKMAK |
: |
Yemek yemek |
| 1377 |
DİKME |
: |
Fidan |
| 1378 |
DİLBURAN |
: |
Vakti geçmiş meyve |
| 1379 |
DİLBURMA |
: |
Köylerde göze kaçan pislikleri dil ile alma yöntemi |
| 1380 |
DİLDİRİM |
: |
Gzel , hoş |
| 1381 |
DİLDİRME |
: |
Büyük ağacı dalı kullanılabilir şekilde kestirmek, tahta
yaptırmak |
| 1382 |
DİLLEMEK |
: |
Dedi kodu etmek |
| 1383 |
DİLME |
: |
Kesme |
| 1384 |
DİMIT |
: |
Hayvana sarılan odun yükü |
| 1385 |
DİN |
: |
Çorap ve trikotajda ilmek |
| 1386 |
DIN DIN |
: |
Herşeyden nem kapmak ağlamak |
| 1387 |
DİNAMA |
: |
Elektrik motoru |
| 1388 |
DİNELEK |
: |
At sineğinde sığırın kuyruğunu kaldırıp koşması |
| 1389 |
DİNELME |
: |
Karşı gelmek |
| 1390 |
DİNELMEK |
: |
Dikilmek |
| 1391 |
DINGIDI |
: |
Çalgı |
| 1392 |
DİNGİL TOKMAK |
: |
Takla atmak |
| 1393 |
DİNGİLDEK |
: |
Eğreti |
| 1394 |
DİNGİLDEMEK |
: |
Ayakta zor durmak |
| 1395 |
DINGILMAK |
: |
Birden yıkılmak |
| 1396 |
DİNGİLMEK |
: |
Düşmek , ölmek |
| 1397 |
DINGIRDAMAK |
: |
Alay etmek, önem vermemek |
| 1398 |
DINGIRDAMAK |
: |
Boş yere gürültü yapmak |
| 1399 |
DINGIRT |
: |
Gereksiz ses çıkartan kişi |
| 1400 |
DINGIRTI |
: |
Kulağa hoş gelmeyen
gürültü |
| 1401 |
DINNAK |
: |
Tırnak |
| 1402 |
DİP BİNADAN |
: |
İptidadan, başlangıçtan |
| 1403 |
DİP KIYI |
: |
Her yer |
| 1404 |
DIRACA |
: |
Büyük bir kimseye karşı beklenmedik cevap verme karşı çıkma |
| 1405 |
DİRAN |
: |
Dirgen |
| 1406 |
DİRECEN |
: |
Destek verilen ağaç |
| 1407 |
DİREŞMEK |
: |
Karşı koymak |
| 1408 |
DİRGEN |
: |
Tarım aracı |
| 1409 |
DİRİ YAĞ |
: |
Susam |
| 1410 |
DİRLİK |
: |
Geçim düzen |
| 1411 |
DİRLİKSİZ |
: |
Geçimsiz, huysuz |
| 1412 |
DIRMIK |
: |
Tırmık |
| 1413 |
DIRNAK |
: |
Tırnak |
| 1414 |
DIRNAKSIZ-TIRNAKSIZ |
: |
Düşünsesiz hareket eden sonunda başkasına zararı dokunan |
| 1415 |
DIRTLATMAK |
: |
Ossurmak |
| 1416 |
DİŞ GÖLLESİ |
: |
Çocuğun ilk çıkan dişi için yapılan gölleli merasim |
| 1417 |
DİŞEMEK |
: |
Kızmak, aletin ağzını eğelemek |
| 1418 |
DİŞİ GÜZEL |
: |
Sansar veya gelincik hayvanı |
| 1419 |
DİTMEK |
: |
Yumuşak bir bütünü parçalama ayırmak |
| 1420 |
DİTMEK |
: |
Paramparça ayırmak |
| 1421 |
DİTTİRİ |
: |
Yere konulan iki taşın üstündeki çomağı çelme ile oynanan bir
oyun |
| 1422 |
DIYDIR DIYDIR |
: |
Kısa olan |
| 1423 |
DİYHA |
:: |
İşte |
| 1424 |
DİYORA |
: |
Orası , şurası |
| 1425 |
DİZEME |
: |
Tahtadan yapılan çit |
| 1426 |
DIZIR DIZIR |
: |
Sapasağlam |
| 1427 |
DODTİRİ |
: |
Kısa kuyruklu şalvar |
| 1428 |
DODUK |
: |
Aşağılama |
| 1429 |
DOKTUR-TOKTUR |
: |
Doktor, hekim |
| 1430 |
DOKUMAK |
: |
İşlemek, ceviz hasadı.azarlamak kızmak |
| 1431 |
DOKUZ KAYA |
: |
Top ve dokuz adet üst üste konabilen küçük taşla oynanan oyun |
| 1432 |
DOLAK |
: |
Atkı |
| 1433 |
DOLAMA |
: |
Parmak uçlarında çıkan iltihaplı yara |
| 1434 |
DOLAMAN |
: |
Bir nevi mantar |
| 1435 |
DOLAMAN |
: |
Kırlarda yetişen bir mantar türü |
| 1436 |
DOLAŞIK |
: |
Karışık, karışmış olan |
| 1437 |
DOLBAZLAMAK |
: |
Durduğu yerde duramamak |
| 1438 |
DOLMA |
: |
Yaprak sarması |
| 1439 |
DOLMA BEBERİ |
: |
Dolma biberi |
| 1440 |
DOLMA İÇİ |
: |
Yaprak içi |
| 1441 |
DOLUKMA |
: |
Kolda ya da bacakta oluşan laktik asit birikmesi |
| 1442 |
DOMATİS |
: |
Domates |
| 1443 |
DOMBAY |
: Domates |
Manda |
| 1444 |
DOMBOK |
: |
Cahil,hiçbir şeyi bilmeyen |
| 1445 |
DOMDOM BÖCEĞİ |
: |
Siyah böcek |
| 1446 |
DON |
: |
Yöreye mahsuz kıyafet |
| 1447 |
DON ELİN,GÖYNEK ELİN-BİZİM KÖYE DÜĞÜNE GELİN |
: |
Herşey emanet iş yapıyoruz |
| 1448 |
DON KESMEK |
: |
Bitkilerin soğuktan bozulması |
| 1449 |
DONBARA |
: |
Fazlasıyla şiş |
| 1450 |
DONLUK |
: |
Don dikmek için ayrılan çeşitli kumaş |
| 1451 |
DONUK |
: |
Bulanık,parlak olmayan |
| 1452 |
DONUZ |
: |
Domuz |
| 1453 |
DONYAĞ |
: |
Hayvanın iç yağı |
| 1454 |
DORAMAK |
: |
Parçalamak, kesmek |
| 1455 |
DOROTU |
: |
Dereotu |
| 1456 |
DORU |
: |
Falan |
| 1457 |
DORU |
: |
TRUE |
| 1458 |
DORUK |
: |
Tepe |
| 1459 |
DOZER |
: |
Kepçe |
| 1460 |
DÖBÜL BÖBÜL |
: |
Paytak paytak(yeni yürümeye başlayan çocuklar için söylenir) |
| 1461 |
DÖKEGOMİYESİCE |
: |
Bir tür kızma |
| 1462 |
DÖKÜLE KALSIN |
: |
Kala kalsın boşa gitsin anlamında beddua |
| 1463 |
DÖL |
: |
Yavru |
| 1464 |
DÖL ATMAK |
: |
Rahat |
| 1465 |
DÖL BAŞLADI |
: |
Kuzulama başladı |
| 1466 |
DÖL DÖKMEK |
: |
Randıman vermek |
| 1467 |
DÖL TUTMAK |
: |
Koyunların kuzulamaya başladığı zaman |
| 1468 |
DÖLEK |
: |
Rahat |
| 1469 |
DÖLEK |
: |
Kabarıntı teşkil etmek |
| 1470 |
DÖMBEK |
: |
Gergin deriye kasnak geçirilerek yapılan çalgı |
| 1471 |
DÖMELMEK |
: |
Kabartı teşhir etmek |
| 1472 |
DÖNBEK |
: |
Tef |
| 1473 |
DÖNBELEK |
: |
Darbuka |
| 1474 |
DÖNBELEKÇİ |
: |
Dalkavuk |
| 1475 |
DÖNÜM |
: |
Tarlada hektar |
| 1476 |
DÖŞEĞİ KABA BULMAK |
: |
Gittiği yerde rahat eden, yapılan ikram ve hürmetten memnun
kalan kişi |
| 1477 |
DÖŞŞEK |
: |
Yatak |
| 1478 |
DÖŞÜMEK |
: |
Elma, armut vb. meyvaları toplamak |
| 1479 |
DÖVECEK |
: |
Sarımsak döveceği |
| 1480 |
DÖVEÇ |
: |
İçindeki sarımsak ezilen kap |
| 1481 |
DÖVEK |
: |
Dövelim |
| 1482 |
DÖVELEÇ |
: |
Katı maddeleri ezmeye yarayan alet(Havan) |
| 1483 |
DÖVME |
: |
Pekmezin katılaşmış hali, ağda |
| 1484 |
DÖVÜŞMEK |
: |
Kavga etmek |
| 1485 |
DUBAKAM |
: |
Biraz bekle acele etme |
| 1486 |
DUDAK BOYASI |
: |
Ruj |
| 1487 |
DUKUZ ÇARŞAMBA BİRARADA |
: |
Bütün işlerin aynı ana sıkışması, denk gelmesi |
| 1488 |
DULDA |
: |
Güneş görmeyen |
| 1489 |
DULUK |
: |
Şakak, avurt, kulak arkası |
| 1490 |
DUMA |
: |
Öksürük |
| 1491 |
DUMA TUTTU |
: |
Nöbet halindeki öksürük |
| 1492 |
DUNUK |
: |
Mat |
| 1493 |
DURGUTMAK |
: |
Durdurmak |
| 1494 |
DUT ÇARŞAFI |
: |
Dut ağaçlarından dut çırparken kullanılan büyükçe çarşaf |
| 1495 |
DUT ÇIRPMAK |
: |
Dut ağacının meyvelerini yemek için büyük bir örtüye silkmek |
| 1496 |
DUTAMAK |
: |
Sığınılacak yer |
| 1497 |
DUTMAK |
: |
Tutmak |
| 1498 |
DUTUVERİN Nİ? |
: |
Tutuverir misin? |
| 1499 |
DUVAK |
: |
Gelin örtüsü |
| 1500 |
DUZ |
: |
Tuz |
| 1501 |
DUZ GABA |
: |
Tuz konulan kap |
| 1502 |
DUZ KİL PARASI OLMAK |
: |
Para olarak borcunu ödeyerek kişinin borcunu az az ödediğini
anlatmak |
| 1503 |
DÜĞE |
: |
Dişi inek yavrulamamış |
| 1504 |
DÜĞEN |
: |
Harman aracı |
| 1505 |
DÜĞÜN AŞI |
: |
Yoğurtlu çorba |
| 1506 |
DÜĞÜN EBESİ |
: |
Düğüne çağıran düğün davetiyesi dağıtan kişi |
| 1507 |
DÜKKAN |
: |
İş yeri büro |
| 1508 |
DÜNDERME |
: |
Çatı çatı arası |
| 1509 |
DÜNEMEK |
: |
Kuş cinsinin uyumak için konduğu yer |
| 1510 |
DÜNÜR |
: |
Evlenen gençlerin anne ve babaları |
| 1511 |
DÜRMEK |
: |
Katlamak ,oradan kaldırmak,tostoparlak yapmak. |
| 1512 |
DÜRÜ |
: |
Hediyelik giysi |
| 1513 |
DÜRÜLMEK |
: |
Tostopar katlanmak |
| 1514 |
DÜRZÜ |
: |
Utanmaz, sevilmeyen iş yapan |
| 1515 |
DÜŞEYAZMAK |
: |
Düşmek üzere olma |
| 1516 |
DÜVE |
: |
Dişi inek |
| 1517 |
DÜVEN |
: |
Harman aracı |
| 1518 |
DÜZ |
: |
Yaz |
| 1519 |
DÜZÜLMEK |
: |
Süslenmek, üst baş almak |
| 1520 |
E BAKAM |
: |
Demek öyle, tamam öyle olsun |
| 1521 |
EBANİM |
: |
Doğum ebesi |
| 1522 |
EBE |
: |
Büyük anne, çocuk oyunlarında sorumlu kimse |
| 1523 |
EBELEMEK |
: |
Çocuk oyununda dokunmak, görmek, yakalamak |
| 1524 |
EBEM EKMEĞİ |
: |
Madımak |
| 1525 |
EBEM SUDAN |
: |
Çocukların toprakla oynadığı oyun türü |
| 1526 |
EBEN BOHÇASI |
: |
Papatya |
| 1527 |
EBESİNİ GÖRMEK |
: |
Kötü bir sonuca varmak , ölmek |
| 1528 |
EBESÜT |
: |
Un ve sütten yapılan özel ekmek |
| 1529 |
EBİCCİ |
: |
Eli sıkı, azar azar veren |
| 1530 |
EBİL KABIL |
: |
Rasgele |
| 1531 |
EBRİMEK |
: |
Eskimek |
| 1532 |
EBUSUT |
: |
Ebusut efendi (Hiçbir kötü hareketi yok) |
| 1533 |
EBÜR CÜBÜR |
: |
İncir çekirdeğini doldurmaz |
| 1534 |
ECCİCİK |
: |
Azcık |
| 1535 |
ECCÜCÜK |
: |
Azıcık, bir parçacık, çok az |
| 1536 |
ECCÜK |
: |
Az biraz |
| 1537 |
ECCÜK SÖBE EMME NÖRMEL |
: |
Yükü biraz uzunca ama normal |
| 1538 |
ECİR |
: |
Tuhaf, acayip, sabır |
| 1539 |
ECÜK |
: |
Küçük |
| 1540 |
ECÜK CÜCÜK |
: |
Bozuk çürük |
| 1541 |
EDEN |
: |
Ben |
| 1542 |
EDEVAT |
: |
Tamir için kullanılan takım, takımlar |
| 1543 |
EDİK |
: |
Çocuğun ayakkabısı |
| 1544 |
EDİK |
: |
Delikli naylon çocuk ayakkabısı |
| 1545 |
EDİRAF |
: |
Etraf, çevre |
| 1546 |
EDÜK |
: |
El örgüsü yarım çorap |
| 1547 |
EFE |
: |
Kabadayı, kaba kuvvetle geçinen kimse |
| 1548 |
EFİL EFİL |
: |
Serin esmek |
| 1549 |
EĞİŞMEK |
: |
Yatkın |
| 1550 |
EĞLEMEK |
: |
Durmak |
| 1551 |
EĞLEŞMEK |
: |
Oyalanmak |
| 1552 |
EĞMENE, MEŞMENE |
: |
Gönülsüz ve çok ağır tarzda |
| 1553 |
EĞRELİ ÇEHRELİ |
: |
Asık suratlı |
| 1554 |
EĞREN |
: |
Sudaki anafor |
| 1555 |
EĞRETİ |
: |
Benimsenmeyen, geçici |
| 1556 |
EĞSERİ |
: |
Küçük çivi |
| 1557 |
EĞŞEK |
: |
Eşek |
| 1558 |
EĞŞİ |
: |
Ekşi |
| 1559 |
EHTİ |
: |
Sonradan görme |
| 1560 |
EHTİYAR |
: |
İhtiyar, yaşlı |
| 1561 |
EKE |
: |
Kabadayı |
| 1562 |
EKİN |
: |
Buğday |
| 1563 |
EKİN KELLESİ |
: |
Başak |
| 1564 |
EKİŞ |
: |
Buğdayı ezmede kullanılan , altına keskin taşlar çakılan araç |
| 1565 |
EKİŞ YAPMA |
: |
Ekin ekme |
| 1566 |
EKLEME SAPLAMA |
: |
Yarım yamalak |
| 1567 |
EKLEŞMEK |
: |
Musallat olmak,takılmak |
| 1568 |
EKMEK BALIĞI |
: |
Bayat ekmek dilimlerinin hamura bulandırılarak kızgın yağda
pişirilmesi |
| 1569 |
EKMEK EVİ |
: |
Aşhane, kiler |
| 1570 |
EKSİ |
: |
Aksi |
| 1571 |
EKSİK ETEK |
: |
Kadın |
| 1572 |
EL |
: |
Yabancı |
| 1573 |
EL ADAMA TÜRKÜ YAKAR |
: |
El adama ne der?Arkasından konuşur |
| 1574 |
EL EŞ |
: |
Dost arkadaş |
| 1575 |
EL FENERİ |
: |
Işıldak |
| 1576 |
EL LAMBASI |
: |
Fener |
| 1577 |
EL ÖPMELİK |
: |
Armağan vermek |
| 1578 |
EL PALASI |
: |
Bir şey yedikten sonra elleri silmek için ıslak ve kuru bez |
| 1579 |
EL VERMEK |
: |
Bir işde ehil olan kimsenin sanatını, marifetini başkalarına
öğretmek |
| 1580 |
ELBEZİ |
: |
Sürgüç |
| 1581 |
ELBİS TAVUĞU GİBİ |
: |
Yabani |
| 1582 |
ELDEN |
: |
Başkasından, yabancıdan |
| 1583 |
ELEK |
: |
Eleme aleti |
| 1584 |
ELEMSEMA |
: |
Gökkuşağı |
| 1585 |
ELETMEK |
: |
Götürmek |
| 1586 |
ELEZGİ |
: |
Kilit |
| 1587 |
ELİ BELİNDE |
: |
Balkonların altına konulan destek |
| 1588 |
ELİ İLE GETİRDİĞİNİ KARNI İLE GÖTÜRMEK |
: |
Kendi getirdiğini kendi yemek |
| 1589 |
ELİ OSMAN |
: |
Ali osman |
| 1590 |
ELİF ELİF |
: |
Serin esmek |
| 1591 |
ELİMDEN ATAYAZDIM |
: |
Elimden az daha düşürüyordum, tutamadım |
| 1592 |
ELİN GICIR GICIR EDERSE CEBİN ŞIKIR ŞIKIR EDER |
: |
Çalışırsan para kazanırsın |
| 1593 |
ELLEDEN |
: |
Başkalarından |
| 1594 |
ELLEK |
: |
Kalleş kaypak |
| 1595 |
ELLEME |
: |
Dokuma, yaklaşma, oynama |
| 1596 |
ELLERİM DONDU DA BUYDU |
: |
Soğuktan çok üşümek |
| 1597 |
ELLEŞMEK |
: |
Birlikte tutmak |
| 1598 |
ELLİK |
: |
Eldiven |
| 1599 |
ELLİKLEME |
: |
Yolunmuş bir tutam yaprak, ot |
| 1600 |
ELLİKLEME |
: |
Yolunmuş halde bulunan nohut ya da mercimek |
| 1601 |
ELMA |
: |
Alma |
| 1602 |
ELTİ |
: |
Erkek kardeşlerin hanımları |
| 1603 |
EMECEN |
: |
Küçük kertenkele |
| 1604 |
EMENDİRMEK |
: |
Yormak |
| 1605 |
EMENKESE |
: |
Bir cins erik |
| 1606 |
EMENMEK |
: |
Varmak |
| 1607 |
EMESKENE |
: |
Bir cins erik |
| 1608 |
EMİ? |
: |
Tembihleme manasında |
| 1609 |
EMİŞTİRMEK |
: |
Koyun, keçi ve sığır yavrularının annelerinin yanına bırakıp,
emxirmek |
| 1610 |
EMİZE GİDİYOZ |
: |
Evimize gidiyoruz |
| 1611 |
EMME |
: |
Ama |
| 1612 |
EMMİ |
: |
Amca |
| 1613 |
EMMİ UŞAĞI |
: |
Amca oğlu |
| 1614 |
EMMOOĞLU |
: |
Amca oğlu |
| 1615 |
EMNANİM |
: |
Emine kadın |
| 1616 |
EMNE |
: |
Emine |
| 1617 |
EMSAL |
: |
Yaşıt eş denk |
| 1618 |
EMSİZ |
: |
Önemsiz |
| 1619 |
EMZADE |
: |
Amca çocuğu |
| 1620 |
EMZİK |
: |
Herhangi bir sıvıyı dökmek için yapılan uç |
| 1621 |
EMZİK |
: |
Süt kardeş |
| 1622 |
EN |
: |
Hayvanların kulak delinerek veya kesilerek işaretleme |
| 1623 |
EN CİN |
: |
En ufak |
| 1624 |
ENBELA |
: |
Kolay kolay |
| 1625 |
ENDİRİN |
: |
İndirin |
| 1626 |
ENELTER |
: |
Anahtar |
| 1627 |
ENEZE |
: |
Ağır hareket eden, mızıldıtı |
| 1628 |
ENGEBE |
: |
Engel, mani, küçük tepe veya tümsek |
| 1629 |
ENGEME |
: |
Set |
| 1630 |
ENGİN |
: |
Alçak |
| 1631 |
ENİK |
: |
Köpek yavrusu |
| 1632 |
ENİNE ALMAK |
: |
Üstüne görev saymak |
| 1633 |
ENLEMEK |
: |
Küçükbaş hayvanlara yapılan işaret |
| 1634 |
ENMEK |
: |
İnmek |
| 1635 |
ENNİNE ALMAK |
: |
Yanına almak yanına kesmek üstüne görev almak |
| 1636 |
ENSERİ |
: |
Büyük çivi |
| 1637 |
ENSİN |
: |
İnsin |
| 1638 |
ENSÜKLÜ |
: |
Çocuk |
| 1639 |
ENSÜN |
: |
Elbette |
| 1640 |
ENTARİ |
: |
Elbise |
| 1641 |
ENTERE |
: |
Gömlek |
| 1642 |
ENTERESE |
: |
Alaka |
| 1643 |
ENTERESE ETMEK |
: |
İlgilendirmek |
| 1644 |
ENTERİ |
: |
Entari |
| 1645 |
ENÜK |
: |
Köpek yavrusu |
| 1646 |
EPEK |
: |
Ekmek |
| 1647 |
EPİŞEK |
: |
Yapışkan sırnaşık |
| 1648 |
EPSEM |
: |
Bir çesit küçük sinek, kaynamış şeker pancarı |
| 1649 |
ERDEN |
: |
Sabah erkenden, vakitlice |
| 1650 |
EREZİ |
: |
Kapı kiliti |
| 1651 |
EREZLE |
: |
Eski kapılara takılan zincirden kilit |
| 1652 |
EREZLEMEK |
: |
Kilitlemek |
| 1653 |
ERGENİ |
: |
Yetişkin olan insan |
| 1654 |
ERİNMEK |
: |
Üşenmek |
| 1655 |
ERİŞMEK |
: |
Uzanmak |
| 1656 |
ERİŞTE |
: |
Evde yapılmış, şehriye yerie hamur kurusu |
| 1657 |
ERKEÇ |
: |
Besili erkek keçi |
| 1658 |
ERKEN |
: |
Sabah |
| 1659 |
ERMEK |
: |
Maksada ulaşmak, kavuşmak |
| 1660 |
ERNİMEK |
: |
Eskimeye yüz tutmak |
| 1661 |
ERÜK |
: |
Erik |
| 1662 |
ESAME |
: |
Belirti, alamet, iz |
| 1663 |
ESAN |
: |
Dingil |
| 1664 |
ESBAB |
: |
Yıkanacak çamaşırlar, sebep |
| 1665 |
ESE GALMAK |
: |
Musallat olmak müptela olmak |
| 1666 |
ESELEMEK |
: |
Herşeyi düzgün yapmamak |
| 1667 |
ESERİ |
: |
Büyük çivi |
| 1668 |
ESGİN |
: |
Hafif rüzgar |
| 1669 |
ESİ |
: |
Yarısı yanmış odun |
| 1670 |
ESİRAN |
: |
Tavada yapılan yemekleri çevrimeye yarıyan hamur kazma aleti |
| 1671 |
ESİRGEMEK |
: |
Sakınmak |
| 1672 |
ESİRİK |
: |
Ne yaptığını bilmez |
| 1673 |
ESİRMEK |
: |
Şımarmak |
| 1674 |
ESKER |
: |
Asker |
| 1675 |
ESKİ KULAĞI KESİKLERDEN |
: |
Yaşanmış tecrübesi ve bilgisi olan kişi |
| 1676 |
ESKÜ |
: |
Eski evlerde odalardan biri |
| 1677 |
ESMEK |
: |
İstemek |
| 1678 |
ESMEK |
: |
Üzerine gelmek , biriyle sürekli uğraşmak |
| 1679 |
ESSAH |
: |
TRUE |
| 1680 |
ESSAHTAN |
: |
Sahiden |
| 1681 |
ESSALATİ |
: |
Durup dururken , aniden |
| 1682 |
ESSAN |
: |
İhsan |
| 1683 |
ESTİL ÜSTÜL |
: |
Rsat gele , dikkat etmeden |
| 1684 |
ESTÜR-ÜSTÜR |
: |
Rasgele |
| 1685 |
ESÜK |
: |
Eksik |
| 1686 |
ESÜKLÜ |
: |
Kadın |
| 1687 |
EŞ ETMEK |
: |
Uzatmak |
| 1688 |
EŞEK ARISI |
: |
Yaban arısı , bal arısının büyüğü |
| 1689 |
EŞELEK |
: |
Meyve artığı |
| 1690 |
EŞET |
: |
Çok ağır |
| 1691 |
EŞGİÇ |
: |
Ateş karıştırıcı demir |
| 1692 |
EŞİ |
: |
Ekşi |
| 1693 |
EŞİ Şİ EYŞİ |
: |
Bir şeyi benzeri, aynısı, hayat arkadaşı, ekşi olan |
| 1694 |
EŞİGIZA |
: |
Gelinin kız kardeşi |
| 1695 |
EŞİK |
: |
Kapı giriş alt kısmı |
| 1696 |
EŞİK |
: |
Kapı altı tahta |
| 1697 |
EŞİNMEK |
: |
Ayaklarıyla toz çıkararak toprağı karışmak |
| 1698 |
EŞME |
: |
Pınar, bir yeri kazmak |
| 1699 |
EŞOĞLAN |
: |
Damadın erkek kardeşi |
| 1700 |
EŞŞEK |
: |
Eşek, yüksek yere çakmak için çakılan 3 veya 4 bacaklı tahta
düzen |
| 1701 |
EŞUGARİYE |
: |
Aşikar, açıktan |
| 1702 |
ETFAYİ |
: |
İtfaiye |
| 1703 |
ETİL EÇİL |
: |
Serin esmek |
| 1704 |
ETLAŞA SÜTLAŞA KARIŞMAK |
: |
Herşeye burnunu sokmak |
| 1705 |
ETLİK |
: |
Besilik |
| 1706 |
ETME AGA |
: |
Yapma diyorum ağabey |
| 1707 |
ETTEN EVELİ ÇÖLMEĞE DÜŞMEK |
: |
Herşeye karışmak |
| 1708 |
EVCEK |
: |
Ailece |
| 1709 |
EVECEN |
: |
Aceleci |
| 1710 |
EVECÜK |
: |
Acele eden telaşeli |
| 1711 |
EVELAHİR |
|
İlk önce yaşanan olay |
| 1712 |
EVELİ |
: |
Eskiden |
| 1713 |
EVERMEK |
: |
Evlendirmek ,evlenmek |
| 1714 |
EVET |
: |
Aceleci, sabırsız |
| 1715 |
EVGAT |
: |
Avukat |
| 1716 |
EVİ ÇEVİRMEK |
: |
Evi geçindirmek,aileye bakmak |
| 1717 |
EVİ ONARMA |
: |
Evi düzeltme |
| 1718 |
EVİNİZDE DOLAP DURUMU YİİN |
: |
Misafire ikram ederken daha fazla yemelerini istirham ederken,
latife |
| 1719 |
EVLET |
: |
Bostanlarda sulu ziraatte tonçla çevrili ufak ekim sahası |
| 1720 |
EVMEK |
: |
Acele etmek |
| 1721 |
EVSÜK |
: |
Eksik, noksan |
| 1722 |
EVSÜKLÜ |
: |
Eş, kadı |
| 1723 |
EVZAHRA |
: |
Kandil gecelerinde kıymetli halı , eşarp ve peştamalların
sergilenmesi |
| 1724 |
EY |
: |
Efendim buyur |
| 1725 |
EYE |
: |
Bile |
| 1726 |
EYECEN |
: |
Bazı otların başağı |
| 1727 |
EYELEMEK |
: |
Bilelemek |
| 1728 |
EYİ |
: |
İyi |
| 1729 |
EYİRMEK |
: |
İplik haline getirmek |
| 1730 |
EYLEMEK |
: |
Biraz beklemek, bir müddet beklemek |
| 1731 |
EYLEŞMEK |
: |
İkamet etmek, kalmak, oturmak, oyalanmak |
| 1732 |
EYLEYİVER |
: |
Dur |
| 1733 |
EYMENE MEŞMENE |
: |
Gönülsüz çok ağır tarzda |
| 1734 |
EYREN |
: |
Büyük çaylarda, sığ yerlerde su anaforu |
| 1735 |
EYRETİ |
: |
Sağlam olmayan |
| 1736 |
EYSEREN |
: |
Ekmek edilirken pazı çıkaran demir |
| 1737 |
EYSERİ |
: |
Çivi |
| 1738 |
EYSİ |
: |
Yarı yanmış odun parçası |
| 1739 |
EYŞİ |
: |
Ekşi |
| 1740 |
EYÜ |
: |
İyi |
| 1741 |
EZA |
: |
Kibrit |
| 1742 |
EZELİ |
: |
Eskiden |
| 1743 |
EZĞİ |
: |
Nazlı,eza,cefa etme |
| 1744 |
EZİYET EDİPDE NOCAK |
: |
Neden eziyet ediyorsun, ne için sıkıntı veriyorsun |
| 1745 |
EZZAHRA |
: |
Büyük yılan |
| 1746 |
FADİME |
: |
Fatma |
| 1747 |
FAKIR |
: |
Fakir olan kimse |
| 1748 |
FALAKA |
: |
Atı arabaya bağlayan uzun tahta dilek |
| 1749 |
FALFURİ |
: |
Sağı solu belli
olmayan,dönek adam |
| 1750 |
FALLE DON |
: |
Pijama |
| 1751 |
FANİLE |
: |
Kazak |
| 1752 |
FARFARA |
: |
Lüzumsuz gürültü |
| 1753 |
FARİMEK |
: |
Gücü azalmak |
| 1754 |
FASİLLE |
: |
Fasülye |
| 1755 |
FASLA |
: |
Parça,kabarıntı |
| 1756 |
FAŞA |
: |
Fahişe |
| 1757 |
FATIMA |
: |
Fatma |
| 1758 |
FELAN YER |
: |
Belli olmayan yer |
| 1759 |
FELFECİR |
: |
Çok aydınlık |
| 1760 |
FELFURİ |
: |
Sağı solu belli olmayan |
| 1761 |
FELLE VERMEK |
: |
Aşikar olmak |
| 1762 |
FENER |
: |
Işık |
| 1763 |
FENGARE |
: |
Yünü ip haline getiren alet |
| 1764 |
FER |
: |
Gözün beyaz kısmı |
| 1765 |
FERA |
: |
Tapu |
| 1766 |
FERFENE |
: |
Ortaklaşma |
| 1767 |
FERMANE |
: |
Salta |
| 1768 |
FERMANİYE |
: |
Hırka, fanila kazak |
| 1769 |
FERZİ |
: |
Fevzi |
| 1770 |
FES |
: |
Kırmızı renkli, püsküllü, silindir biçiminde bir başlık |
| 1771 |
FESLİĞEN |
: |
Güzel kokulu bir çiçek |
| 1772 |
FESTİKA |
:Kuru üzüm |
| 1773 |
FETDAN |
: |
Yalancı, dolandırıcı |
| 1774 |
FEYİL |
: |
Doymazlık, açgözlülük |
| 1775 |
FEYİLSİZ |
: |
Doymak,kanmak,bilmez,açgözlü |
| 1776 |
FEYRETMEK |
: |
İhtiras |
| 1777 |
FIDIRMAK-FIYDIRMAK |
: |
Hırsla atma, kuvvetli atma, fırlatma |
| 1778 |
FİĞ |
: |
Yem |
| 1779 |
FIKIR FIKIR |
: |
Kaynama şekli, hareketli olma hali |
| 1780 |
FIKIRDAK |
: |
Yaramazlık yönünden yerinde duramayan |
| 1781 |
FIKLATMAK |
: |
Çimdik atmak |
| 1782 |
FİLCAN |
: |
Fincan |
| 1783 |
FILDIR FILDIR |
: |
Yerinde duramayan |
| 1784 |
FILDIRFIŞ |
: |
Yerinde duramayan oynak |
| 1785 |
FİLKE |
: |
Musluk |
| 1786 |
FİLTEKE |
: |
Demir telden yapılmış u biçiminde el işi aleti |
| 1787 |
FİNGİR FİNGİR |
: |
Oynak |
| 1788 |
FINGIRDAMAK |
: |
Dönerek ses çıkartmak |
| 1789 |
FİNGİRDEK |
: |
Kötü kadın |
| 1790 |
FIRAŞ |
: |
Küçük kürek |
| 1791 |
FİREK |
: |
Kilit |
| 1792 |
FIRIN AŞI |
: |
Kurtulmuş kemik ile göcenin kara fırın pişirilmesi |
| 1793 |
FIRIN SÜNGÜSÜ |
: |
Fırın içindeki külleri temizlemeye yarayan ucu palalı sopa |
| 1794 |
FIRINAŞI |
: |
Besi kemikleri kurutulur, bu kemikler göceyle beraber bir
tencereye veya bir |
|
|
|
çömleğe konup akşam mahalle fırınına konur. Sabaha kadar
fırında bişen |
|
|
|
bu aş olur ve sabah kahvaltı yerine yenir. |
| 1795 |
FIRLAMAK |
: |
Bulunduğu yerden birden çıkmak |
| 1796 |
FIRLATMA |
: |
Atma |
| 1797 |
FIRTMAK |
: |
Gücenivermek |
| 1798 |
FIRTMAK |
: |
Arayı açmak |
| 1799 |
FİSKE |
: |
Sulama tabancası |
| 1800 |
FISLAK |
: |
Bir çeşit hamur tatlısı |
| 1801 |
FİSTAN |
: |
Etek |
| 1802 |
FİŞARE |
: |
Oynatma, kötü kadın |
| 1803 |
FİŞEK |
: |
Eski yayıklarda ayran dövülen tahta |
| 1804 |
FİŞFİTLEMEK |
: |
Aleyhinde fitnelemek |
| 1805 |
FIŞIR FIŞIR |
: |
Aşırı derecede yaş |
| 1806 |
FIŞIRDAMAK |
: |
Ekşimek |
| 1807 |
FIŞKI |
: |
Hayvan pisliği |
| 1808 |
FIŞKIN |
: |
Ağaçta oluşan taze sürgün |
| 1809 |
FIŞKIRIK |
: |
Fışkıran su |
| 1810 |
FIŞLATMAK |
: |
Suyun veya bir sıvının aniden bir yere sıçraması, filan adamın
lakabı |
| 1811 |
FİŞNE |
: |
Vişne |
| 1812 |
FİŞON |
: |
Kar fırtınası |
| 1813 |
FIYDIRMAK |
: |
Fırlatmak |
| 1814 |
FİYETLI |
: |
Pahalı |
| 1815 |
FIYMAK |
: |
Hızlı |
| 1816 |
FOKUR FOKUR |
: |
Suyun kaynama şekli |
| 1817 |
FOL |
: |
İçi alçıyla doldurulmuş sahde yumurta |
| 1818 |
FOLDUR FOLDUR |
: |
Bol |
| 1819 |
FOLLUK |
: |
Tavuğun yumurtladığı sandık |
| 1820 |
FONGRAF |
: |
Gramafon |
| 1821 |
FORK |
: |
Laçka olmuş |
| 1822 |
FOSLADI |
: |
Söndü |
| 1823 |
FOSUR FOSUR |
: |
Yumuşak kaba ve içine çekme |
| 1824 |
FOŞLAMAK |
: |
Gür akan su sesi |
| 1825 |
FOŞUR FOŞUR |
: |
Çok akan |
| 1826 |
GAAY |
: |
Kadına hitap şekli |
| 1827 |
GAB GACAK |
: |
Mutfakeşyası |
| 1828 |
GABA |
: |
Yumuşak |
| 1829 |
GABA |
: |
Hafif tombul kişi |
| 1830 |
GABA GÜRÜLTÜ |
: |
Boş gürültü , iş yapamayacak kapasitede olan |
| 1831 |
GABA ŞEKER |
: |
Beyaz büyük şeker |
| 1832 |
GABA ŞEKER |
: |
Akide şekerinin büyük ve beyazı |
| 1833 |
GABAK SAPI |
: |
Tulumba tatlısı |
| 1834 |
GABA-KABA KÜLLÜK |
: |
Zengin yer, zengin kimse |
| 1835 |
GABARMAK |
: |
Azemet taslama ,büyüklenme |
| 1836 |
GABCIK |
: |
Mervi kovanı |
| 1837 |
GABICAK |
: |
Kaplı |
| 1838 |
GABIK |
: |
Kabuk |
| 1839 |
GABMAK |
: |
Isırmak |
| 1840 |
GACI |
: |
Kardeş |
| 1841 |
GACIM |
: |
Kardeşim, kedisine yakın hisseden kişi |
| 1842 |
GACİM |
: |
Arkadaşım |
| 1843 |
GACUNA |
: |
Büyükanne |
| 1844 |
GAÇIL |
: |
Kenara çekil |
| 1845 |
GAÇMAK |
: |
Bir şeyin içine girmek yada düşmek |
| 1846 |
GADA |
: |
Kadar |
| 1847 |
GADAK |
: |
Küçük ayakkabı çivisi |
| 1848 |
GADAYFI |
: |
Yuvarlak içinde börek ya da pasta yapılan kap |
| 1849 |
GADE |
: |
Bardak |
| 1850 |
GADERE GIRKBEŞ |
: |
Şansına |
| 1851 |
GADEYFİ |
: |
Kadayıf |
| 1852 |
GADIN |
: |
Hanım |
| 1853 |
GAFA |
: |
Kafa |
| 1854 |
GAFAKADI |
: |
Nüfuz cüzdanı |
| 1855 |
GAGAMAK |
: |
Ucu sivri olan |
| 1856 |
GAGGIMAK |
: |
Gaga, gagaya benzer çıkıntı |
| 1857 |
GAGGİRİ |
: |
Çok zayıf |
| 1858 |
GAGIŞLAMAK |
: |
İtmek |
| 1859 |
GAGUDİ |
: |
Bir hayvanı koşturmak |
| 1860 |
GAGUL GUGUL |
: |
Düzgün olmayan , eğri büğrü |
| 1861 |
GAĞAZ |
: |
Akraba |
| 1862 |
GAĞGIMAK |
: |
Koşmak |
| 1863 |
GAĞIZGI |
: |
Demir saç |
| 1864 |
GAĞNI SIRTI BELİRSİZ |
: |
Sözünde durmayan, güvenilmez kimse |
| 1865 |
GAHBE NALLI |
: |
Kızgınlıkla söylenen argo söz |
| 1866 |
GAHIR |
: |
Tasa |
| 1867 |
GAHİR |
: |
Tane |
| 1868 |
GAHİRSİZ KAYA DİBİ YOK |
: |
Mutlaka her tarafta bir sıkıntı var, her işin bir zorluğu var |
| 1869 |
GAHROLASICA |
: |
Allahtan kahrolması istenen kişi |
| 1870 |
GAHROLMESİCE |
: |
Perişan olması istenmeyerek beddua edilen kişi |
| 1871 |
GAHVE |
: |
Kahve |
| 1872 |
GAK |
: |
Meyve kurusu |
| 1873 |
GAK |
: |
Oturduğu yerden ayrılmak dikilmek |
| 1874 |
GAK GALİ |
: |
Kalk artık |
| 1875 |
GAK GİDEM |
: |
Artık gidelim |
| 1876 |
GAK GİT |
: |
Artık git |
| 1877 |
GAKALAMAK |
: |
Azarlamak |
| 1878 |
GAKIR GAKIR |
: |
Çok sesli gülmek |
| 1879 |
GAKIRDAK |
: |
Kuyruk ve iç yağının kavrulması ile kaşan bakiye |
| 1880 |
GAKIRDAK |
: |
Burundaki kurumuş mukus |
| 1881 |
GAKIŞLAMAK |
: |
İtelemek |
| 1882 |
GAKKİRİ |
: |
Zayıf |
| 1883 |
GAKLAMAK |
: |
Eti kemiğinden ayırmak |
| 1884 |
GAKMA |
: |
Büyük kaya çıkıntısı |
| 1885 |
GAKMAK |
: |
İtmek |
| 1886 |
GAL |
: |
Bekle |
| 1887 |
GALA |
: |
Artık |
| 1888 |
GALABALIK |
: |
Çok |
| 1889 |
GALAK |
: |
Bir işin bitimi ya da yapılmasını anlatan kelimenin sonuna
eklenir |
| 1890 |
GALANI KOPARMAK |
: |
Başına buyruk, sorumsuzca hareket etmek |
| 1891 |
GALAS |
: |
Kereste |
| 1892 |
GALASIZ |
: |
Düşüncesiz |
| 1893 |
GALAYLAMAK |
: |
Sövmek |
| 1894 |
GALBUR |
: |
Deriden iri gözlü elek |
| 1895 |
GALDIR AT |
: |
Bulunduğu yerden alıp atmak |
| 1896 |
GALDIR GAŞAK |
: |
Yıpranmış |
| 1897 |
GALDIR GULDUR |
: |
Düzensiz, plansız, rastgele |
| 1898 |
GALDIRIM |
: |
Taş döşeli yol |
| 1899 |
GALDIRIM MÜHENDİSİ |
: |
Boş gezen kimse |
| 1900 |
GALE ATMAK |
: |
Adam yerine koymak |
| 1901 |
GALEAK |
: |
Hızlı kişi |
| 1902 |
GALEBET |
: |
Hısım |
| 1903 |
GALEVTE |
: |
Yumuşak ayakkabı |
| 1904 |
GALFA |
: |
Okul hizmetlisi, ustanın baş yardımcısı |
| 1905 |
GALGAN |
: |
Büyükçe diken, genellikle buğday tarlalarının ortasında olur |
| 1906 |
GALİ |
: |
Artık |
| 1907 |
GALİ GULÜ |
: |
Kemik ve deynekle oynanan çocuk oyunu |
| 1908 |
GALİK |
: |
Naylon ayakkabı |
| 1909 |
GALİK |
: |
Tamam |
| 1910 |
GALİK |
: Naylon çocuk ayakkabısı |
| 1911 |
GALİM-GARİM |
: |
Bundan sonra yapacağı veya yaptığı iş |
| 1912 |
GALIN HERİF |
: |
Şişman adam |
| 1913 |
GALİŞ |
: |
Lastik ayakkabı |
| 1914 |
GALİŞ GULUŞ |
: |
Eskiden kemik ve sopalarla oynanan bir çocuk oyunu |
| 1915 |
GALIVESİN |
: |
Bir işi yapmaktan dönme karar değiştirme |
| 1916 |
GALLAK |
: |
Yaşlı, zayıf hayvan |
| 1917 |
GALLE |
: |
Pişmiş kabak tatlısı |
| 1918 |
GALLE |
: |
Büyük parça |
| 1919 |
GALTAK |
: |
Kötü kadın |
| 1920 |
GAM GAVET YOK |
: |
Küçük sorunları büyütüpküsme bahanesi yapma |
| 1921 |
GAMA |
: |
İki tarafı keskiğn bıçak |
| 1922 |
GAMAŞMAK |
:. |
Gözün güneş görmesi |
| 1923 |
GAMBIR |
: |
Kambur |
| 1924 |
GAMBUR |
: |
Kambur |
| 1925 |
GAMI YANMA |
: |
İçi cızlamak, acımak |
| 1926 |
GAMIŞ |
: |
Sulak yerlerde yetişen keskin uçurtma yapmaya yarayan bitki |
| 1927 |
GAMRAH |
: |
Sık |
| 1928 |
GANARE |
: |
Mezbaha |
| 1929 |
GANASUN |
: |
İnan ki |
| 1930 |
GANATA |
: |
Eşlerin babaları |
| 1931 |
GANCIK |
: |
Kadın, dişi |
| 1932 |
GANCIK |
: |
Dişi, dişi hayvan |
| 1933 |
GANDİL |
: |
Kuplu ufak sepet |
| 1934 |
GANDİL |
: |
Kandil |
| 1935 |
GANDIRMAK |
: |
Yalan söylemek ,aldatmak |
| 1936 |
GANEFER |
: |
Kalorifer |
| 1937 |
GANEVİÇE |
: |
İğne ile yapılan desenli işleme |
| 1938 |
GANGAL |
: |
Dikenli, vahşi bir bitki |
| 1939 |
GANGIRTMAK |
: |
Koşturmak |
| 1940 |
GANI |
: |
At arabası |
| 1941 |
GANİ |
: |
Bol, çok, fazla |
| 1942 |
GANI ALMAMAK |
: |
Kıskançlık, çekememezlik |
| 1943 |
GANI BOZUK |
: |
İşlerine alışverişine hile dalavere karıştıran |
| 1944 |
GANI GIYILMAK |
: |
Acıkmak |
| 1945 |
GANİ GÖNÜLLÜ |
: |
Cömert olan |
| 1946 |
GANI GÖVE |
: |
Karnı göve |
| 1947 |
GANI YARIK |
: |
Karnı yarık yemeği |
| 1948 |
GANIKMAK |
: |
Doymak |
| 1949 |
GANIM |
: |
Kardeşim |
| 1950 |
GANIMIN İÇİ GİBİ |
: |
Dağınık |
| 1951 |
GANIN MURADI |
: |
İçten arzulanan, özlem duyulan, çok istenen istekler |
| 1952 |
GANIRTMAK |
: |
Eğmek, zorlayarak bükmek |
| 1953 |
GANITTIRMAK |
: |
Bükmek veya yerleştirmek için eylem |
| 1954 |
GANMAK |
: |
İnanmak |
| 1955 |
GANMAK |
: |
Doymak |
| 1956 |
GANNINI ÇÜRÜTMEK |
: |
Kötü düşünmek , düşüncesini bozmak |
| 1957 |
GANTAR |
: |
Yaylı terazi |
| 1958 |
GAP |
: |
Tabak |
| 1959 |
GAP GACAK |
: |
Tencere, tabak |
| 1960 |
GAPAKLAMAK |
: |
Suçunu gizlemek |
| 1961 |
GAPAKLANMAK |
: |
Yüz üstü yere düşmek |
| 1962 |
GAPAMA |
|
Küpte bişen etli yemek |
| 1963 |
GAPCIK AĞIZLI |
: |
Ağzında laf eğlenmeyen, sır tutamayan |
| 1964 |
GAPÇUK |
: |
Cevizin yeşil kabuğu |
| 1965 |
GAR |
: |
Kar |
| 1966 |
GARA |
: |
Siyah |
| 1967 |
GARA FATMA |
: |
Kökü yenen bir ot |
| 1968 |
GARA FATMA |
: |
Hamam böceği |
| 1969 |
GARA GABIK |
: |
Kestane |
| 1970 |
GARA GAZOZ |
: |
Kola |
| 1971 |
GARA GIZ |
: |
Hamam böceği |
| 1972 |
GARA, BERE İÇİNDE |
: |
Yaralı hasta |
| 1973 |
GARAGABUK |
: |
Kestane |
| 1974 |
GARAGAÇAN |
: |
Eşek |
| 1975 |
GARAKUCAK |
: |
Karga beyni |
| 1976 |
GARALTI |
: |
Gölgelik |
| 1977 |
GARALTIN GAKSIN |
: |
Ölmesi için beddua edilen kimse |
| 1978 |
GARALTIYA GELMEK |
: |
Sinmek, saklanmak |
| 1979 |
GARANLUK |
: |
Karanlık, aydınlık olmayan |
| 1980 |
GARASABIK |
: |
Kestane |
| 1981 |
GARAZ |
: |
Zarar vermek, kötü fikirli |
| 1982 |
GARD |
: |
Yaşlı |
| 1983 |
GARDAŞ |
: |
Kardeş |
| 1984 |
GARER-AYAR GRANTUVALET |
: |
Çok şık |
| 1985 |
GAREZ |
: |
Kötülük |
| 1986 |
GAREZİNE |
: |
İnadına |
| 1987 |
GARGA |
: |
Kartal |
| 1988 |
GARGA BEYNİ |
: |
Yogurtla pekmez karışımı |
| 1989 |
GARGA BURNU |
: Ucu karganın gagasına benzeyen
pense |
Ucu karganın gagasına benzeyen pense |
| 1990 |
GARI |
: |
Kadın |
| 1991 |
GARICI |
Kadın |
Oyun bozan kişi |
| 1992 |
GARIK |
: |
Havuz |
| 1993 |
GARIK |
: |
Bahçeklerin bölümlenerek sebze ekilen yer |
| 1994 |
GARİM |
: |
Bundan sonra |
| 1995 |
GARIMAK |
: |
Mızıkçılık etmek, vazgeçmek, cınımak |
| 1996 |
GARIMAK |
: |
Oyununu bozmak,anlaşmadan vazgeçmek |
| 1997 |
GARIN |
: |
İşkembe |
| 1998 |
GARINDAŞ |
: |
Kardeş |
| 1999 |
GARİPŞE |
: |
Bir çeşit armut |
| 2000 |
GARİPŞE |
: |
Bir çeşit meyve |
| 2001 |
GARİRİ OLMAMAK |
: |
Ne yapacağını bilmemek |
| 2002 |
GARIYICI |
: |
Oyun bozan |
| 2003 |
GARMAK |
: |
Vazgeçmek, mızıkçılık |
| 2004 |
GARMAK |
: |
Nesneleri birbirine karıştırmak |
| 2005 |
GARMAN GURTARIŞ |
: |
Dağınık |
| 2006 |
GARNI BURUNDA |
: |
Doğuma az kalmış |
| 2007 |
GARPIZ |
: |
Karpuz |
| 2008 |
GARSAMBA |
: |
Telaşeli dönem |
| 2009 |
GART |
: |
Yaşlı |
| 2010 |
GARTALAÇ |
: |
Kuru yufka |
| 2011 |
GARTALMAK |
: |
Büyümek, yenmeyecek hale gelmek |
| 2012 |
GARTMA |
: |
Vadilerde üst üste gelen kayalar.üst üste gelen herhangi bir
şey |
| 2013 |
GARYOLA |
: |
Yatak |
| 2014 |
GASE |
: |
Kayısı, hamurun fazla beklemiş hali |
| 2015 |
GASIK |
: |
Göbeğin hemen alt sağ ve sol kısmı, fazla gerdirilmiş olan |
| 2016 |
GASIK YASTIĞI |
: |
Bağırdak, bebeği inciltmesin diye karnına konan yumuşak yastık |
| 2017 |
GASILMAK |
: |
Öğünmek, böbürlenmek, çok gergin sert duran nesne |
| 2018 |
GASLANE DOLABI |
: |
Eski ev odalarında kapaklı banyo, gusül abdesti alınan yer |
| 2019 |
GASNAK |
: |
Ağaçtan yapılmış, sofranın altına konulan malzeme |
| 2020 |
GASTE |
: |
Gazete |
| 2021 |
GASUK |
: |
Kasık |
| 2022 |
GAŞ |
: |
Tepe |
| 2023 |
GAŞAK |
: |
Kullanılmaz halde |
| 2024 |
GAŞAMAK |
: |
Laşkalık |
| 2025 |
GAŞAMIŞ |
: |
Fazla yıpranmış |
| 2026 |
GAŞANK |
: |
Tepsinin altına konulan bir araç |
| 2027 |
GAŞI |
: |
adres için tarif karşı taraf, yön |
| 2028 |
GAŞI GALAK |
: |
Bir çeşit ot |
| 2029 |
GAŞŞIK |
: |
Kaşık |
| 2030 |
GAŞUK |
: |
Kaşık |
| 2031 |
GATACAK |
: |
Ekmeğin içine konulan peynir,zeytin türü yiyecekler |
| 2032 |
GATI |
: |
Sert |
| 2033 |
GATI YASTIK |
:. |
Sedirlere konan sert yastık |
| 2034 |
GATIK |
: |
Deriye basılan yağsız peynir |
| 2035 |
GATIK |
: |
Ekmekle yenilen yiyecekler.Yoğurttan yapılmış şekere benzer
yiyecek |
| 2036 |
GATIR |
: |
At |
| 2037 |
GATIŞMAK-KATIŞMAK |
: |
Birlikte yemek yeme |
| 2038 |
GATIVERMEK |
: |
Karıştırmak |
| 2039 |
GATİYEN |
: |
Katiyyen, kesinlike |
| 2040 |
GATMAK |
: |
Katmak, karıştırmak |
| 2041 |
GATUK |
: |
Keçi derisine basılarak yapılan tulum peyniri |
| 2042 |
GAV |
: |
Kart mantar |
| 2043 |
GAV GÜZEL PEYNİR |
: |
Uzun eşşek |
| 2044 |
GAVANLAMAK |
: |
Lafı ağzında dolaştırmai tokat vurma |
| 2045 |
GAVANLAMAK |
: |
Bakmak |
| 2046 |
GAVAT |
: |
Kendini bilmez, ukala |
| 2047 |
GAVATA |
: |
Bakır yoğurt kabı |
| 2048 |
GAVE |
: |
Kahve, kahvehane |
| 2049 |
GAVGUMAK |
: |
Koşmak, çok fazla yorulurcasına iş görmek |
| 2050 |
GAVGUTMAK |
: |
Söz birliği etme |
| 2051 |
GAVİL |
. |
Ezici bir biçimde çalıştıran, dayak atmak |
| 2052 |
GAVİL |
: |
Anlaşmalı, sözleşmeli |
| 2053 |
GAVİLEMEK |
: |
Çok iyi öğrenmek |
| 2054 |
GAVİLEŞMEK |
: |
Karar vermek |
| 2055 |
GAVİLLEŞME |
: |
Sözleşmek, bir işin nasıl yapılacağını birlikte karar alma |
| 2056 |
GAVİLLİ DÜVÜŞ |
: |
Planlı dövüş |
| 2057 |
GAVKAZ |
: |
Yapraklı meşe çırpısı |
| 2058 |
GAVLAMAK |
: |
Tabağın boyasının çıkması,Derini soyulması |
| 2059 |
GAVRUŞTURMA |
: |
Haşlamak, yakmadan yemeği karıştırmak |
| 2060 |
GAVUK |
: |
Oyun, delik, balon |
| 2061 |
GAVUR |
: |
Kafir |
| 2062 |
GAVURGA |
: |
Kavrulmuş yemek |
| 2063 |
GAVURMA |
: |
Kıymalık etin uzun süre saklanmak için tuzlu pişirilmiş hali |
| 2064 |
GAVURUN NALETİ |
: |
Kızgınlık anında söylenir, beddua |
| 2065 |
GAVUT |
: |
Baklagil unu (kavrulmuş) |
| 2066 |
GAVUTLAMAK |
: |
Kızgın yağda kızartmak.Buğdayı küçük parçalara ayırmak |
| 2067 |
GAVUZLAMAK |
: |
Çalkanmış hububatın yüzeyine çıkan pislikleri (çöpleri)
avuçlayarak almak |
| 2068 |
GAYAR |
: |
Küfretme, ilave |
| 2069 |
GAYDIRMA |
: |
Mekikle yapılan oya |
| 2070 |
GAYDIRMA |
: |
Kadınların işlediği bir çeşit oya |
| 2071 |
GAYFARKASI |
: |
Eskiden kullanılan, kadınlar pazarı |
| 2072 |
GAYFE |
: |
Kahve |
| 2073 |
GAYGANA |
: |
Hamurla yapılan yemek |
| 2074 |
GAYGANA |
: |
Süt,un ve yumurtayla karıştırılarak yağda kızartılarak yapılan
börek |
| 2075 |
GAYIL GUGUL |
: |
Düzgün olmayan |
| 2076 |
GAYIMBAÇ |
: |
Parklarda çocukların oynadığı üzerinden kaydığı oyun aracı |
| 2077 |
GAYINÇO |
: |
Kayın birader |
| 2078 |
GAYINNA |
: |
Kayınna, kayınvalide |
| 2079 |
GAYIRMA |
: |
Ayırım yapmak |
| 2080 |
GAYIRMAK |
: |
Korumak |
| 2081 |
GAYIRMAK |
: |
Taraf olmak.arka çıkmak |
| 2082 |
GAYIŞ |
: |
Bel kemeri |
| 2083 |
GAYIŞ |
: |
Kemer |
| 2084 |
GAYIT |
: |
Tedbirli olmak |
| 2085 |
GAYIT |
: |
Çerçeve |
| 2086 |
GAYKILMAK |
: |
Arkaya yaslanmak |
| 2087 |
GAYLAN |
: |
Düzgün taş |
| 2088 |
GAYLAN GICI GICI |
: |
Tahterevalli |
| 2089 |
GAYLANGAYA |
: |
Yer döşemesi olarak kullanılan yassı ve geniş kaya |
| 2090 |
GAYLANGUŞ |
: |
Kırlangıç |
| 2091 |
GAYLANGUŞ |
: |
Kırlangıç |
| 2092 |
GAYMA |
: |
Para birimi, kağıt para |
| 2093 |
GAYMAK |
: |
Sütün kaymağı |
| 2094 |
GAYMAKAM |
: |
Kaymakam |
| 2095 |
GAYME |
: |
Para |
| 2096 |
GAYNANA |
: |
Kaynana |
| 2097 |
GAYNATA |
: |
Kayınbaba |
| 2098 |
GAYNATA |
: |
Kayınpeder |
| 2099 |
GAYPAK |
: |
Kalleş kaypak |
| 2100 |
GAYRAN |
: |
Toprak |
| 2101 |
GAYRI |
: |
Artık |
| 2102 |
GAYRİ |
: |
Hemen |
| 2103 |
GAYTAN |
: |
Yöresel kıyafet olan haşlamanın kenarına dikilen parlakiş |
| 2104 |
GAYZ |
: |
Kız |
| 2105 |
GAZ AYAĞI |
: |
Sürülmüş tarlayı bir tarım aleti ile düzgünleştirmek |
| 2106 |
GAZA |
: |
Nahire, ilçe |
| 2107 |
GAZAK |
: |
Gevşek |
| 2108 |
GAZAN |
: |
Kazan |
| 2109 |
GAZATMAK |
: |
Gevşetmek |
| 2110 |
GAZEL |
: |
Kuruyup dökülmüş yapmak |
| 2111 |
GAZGIÇ |
: |
Çiğdem kazarken kullanılan sivri uçlu değnek |
| 2112 |
GAZIK |
: |
Kazık |
| 2113 |
GAZLIK |
: |
Gaz lambası konan yer |
| 2114 |
GAZMA |
: |
Kazma |
| 2115 |
GE |
: |
Gel |
| 2116 |
GE BAKAM |
: |
Gel bakalım, hesap ver makamında |
| 2117 |
GE BURA |
: |
Yanına gel |
| 2118 |
GEBE |
: |
Hamile olan |
| 2119 |
GEBERE |
: |
(Mayasıl) rahatsızlığıa karşı ilaç yapılan bir tür bitki |
| 2120 |
GEBERE |
: |
Dalları karpuzun dalına, meyvesi çileğe benzer bir tür
bitki |
| 2121 |
GEBERESİCE |
: |
Ölmesi için beddua edilen kimse |
| 2122 |
GEBERMEK |
: |
Ölmek |
| 2123 |
GEBERMEYESİCE |
: |
Ölmesi istenmeyerek beddua edilen kişi |
| 2124 |
GEBEŞ |
: |
Şiş karınlı |
| 2125 |
GEBİ |
: |
Gelbi |
| 2126 |
GEBRE |
: |
Kıl kese |
| 2127 |
GECEK |
: |
Çamaşır |
| 2128 |
GECİRGEN |
: |
Isırgan otu |
| 2129 |
GEÇ GEYİN |
: |
Geç vakit |
| 2130 |
GEÇGEN |
: |
Zamanın epey ilerlemiş olması |
| 2131 |
GEÇİ |
: |
Keçi |
| 2132 |
GEÇİNMEK |
: |
Ölmek , vefat etmek |
| 2133 |
GEÇKİN |
: |
Hatırı sayılır |
| 2134 |
GEDEK |
: |
Kısa boylu,güdük |
| 2135 |
GEDİK |
: |
Parça, bölüm, tarlanın bahçenin düz olmayan yeri |
| 2136 |
GEDİR |
: |
Getir |
| 2137 |
GEGE |
: |
Dal eğmek için kullanılan çengelli sırık |
| 2138 |
GEGEMEK-GEGGEMEK |
: |
Şiş veya tığ ucu, ucu çengelli olan eşyanın ucu |
| 2139 |
GELARE |
: |
Kırbaşı |
| 2140 |
GELBERİ |
: |
Fırın temizleme aleti |
| 2141 |
GELEGIRA-GELARE |
: |
Kırbaşı nahiyesi |
| 2142 |
GELEVİR |
: |
Asma ve küçük meyve fidelerinin taban kısmında olan sürgün,
yaprak |
| 2143 |
GELEYAZDIN |
: |
Geç kaldın |
| 2144 |
GELİK |
: |
Çocuk ayakkabısı |
| 2145 |
GELİN ATA BİNDİ GÖR KİME KISMET |
: |
Bir şeyin kime kısmet olacağı hiç belli olmaz |
| 2146 |
GELİN PARMAĞI |
: |
Büyümemiş havuç |
| 2147 |
GELİŞATLI |
: |
Gelişme aşamasında olan, büyüme sürecinde olan |
| 2148 |
GELİVE |
: |
Gelmek veya gitmek |
| 2149 |
GELİVE GALİ |
: |
Gel artık |
| 2150 |
GELİVESİN |
: |
Yardıma çağırma yardım isteme, yanına çağırma |
| 2151 |
GELİYOM |
: |
Geliyorum |
| 2152 |
GELİYORU |
: |
Geliyor |
| 2153 |
GELMEYORU |
: |
Gelmiyor |
| 2154 |
GEM |
: |
Galiba |
| 2155 |
GEME |
: |
Eksik dişli |
| 2156 |
GEMİNİ GEVMEK |
: |
Çok çalışan kişiye denir |
| 2157 |
GENÇELİ |
: |
Genç ali |
| 2158 |
GENE |
: |
Yine |
| 2159 |
GENİLLEM |
: |
Demekki |
| 2160 |
GEPRE |
: |
Hayvan sırtını kaşımaya yarayan ale |
| 2161 |
GERDANLIK |
: |
Kolye |
| 2162 |
GEREN |
: |
Hoşa gitmeyen |
| 2163 |
GERGİ |
: |
Örtü |
| 2164 |
GERİDUR |
: |
Uzaklaş oradan, o işi yapma |
| 2165 |
GERME |
: |
Evlerri salma su ilesulamak için önüne getirilen toprak |
| 2166 |
GERMEK |
: |
Çekmek |
| 2167 |
GERSİNGERİ |
: |
Geldiği yere unutulan bir şeyi almak için geri dönme |
| 2168 |
GESENE |
: |
Gelsene |
| 2169 |
GET YAVU |
: |
Öyle olmaz anlamında kullanılır |
| 2170 |
GETİ |
: |
Getri |
| 2171 |
GEVELEMEK |
: |
Ağızda çiğneme biçimi |
| 2172 |
GEVEN |
: |
Dikenli bitki |
| 2173 |
GEVER |
: |
Arktan su çevirme yeri |
| 2174 |
GEVGEÇ |
: |
Yengeç |
| 2175 |
GEVGEZ |
: |
Bir çeşit zararlı böcek parazit |
| 2176 |
GEVİLGEN |
: |
Deride kıl diplerinin belirlenmesi ve hafif renk değişikliği |
| 2177 |
GEVMEK |
: |
Dişi ile kesmek |
| 2178 |
GEVUR |
: |
Düşman |
| 2179 |
GEYCEK |
: |
Giyecek |
| 2180 |
GEYCEK |
: |
Çamaşır |
| 2181 |
GEYCEK BUNARI |
: |
Çamaşır yıkamak için özel yapılan yer |
| 2182 |
GEYİNMEK |
: |
Giyinmek |
| 2183 |
GEYN |
: |
Hayvanların doğum öncesi son hali |
| 2184 |
GEZ GEZ |
: |
Süpürge |
| 2185 |
GEZDAN |
: |
İki üç yaşındaki dişi keçi |
| 2186 |
GEZEK |
: |
Sıra sende |
| 2187 |
GI |
: |
Kız, kadın hitap şekli |
| 2188 |
GI GESE |
: |
Kız gelse |
| 2189 |
GIBIL GIBIL |
: |
Kımıldayarak .Boş durmadan yavaş yavaş iş yapma |
| 2190 |
GICIR |
: |
Yeni olan, eskimemiş parlaklığı gitmemiş |
| 2191 |
GICIRDAK |
: |
Devamlı ses çıkaran tahta veya metal eşya |
| 2192 |
GICIRGAN |
: |
Bir çeşit salıncak |
| 2193 |
GIÇI GIRIK |
: |
Yerinde duramayan |
| 2194 |
GIÇRANGIÇ |
: |
Takdirevalli |
| 2195 |
GIDDIR GIDDIR |
: |
Çabuk çabuk |
| 2196 |
GİDE GELE YOLA AŞINDIRMAK |
: |
Kız istemeye çok gidip gelmek |
| 2197 |
GİDEM GARA |
: |
Gidelim artık |
| 2198 |
GİDEN |
: |
Cilt hastalığı |
| 2199 |
GİDER AYAK |
: |
Gideceği zaman |
| 2200 |
GIDI |
: |
Fide dikmek için açılan kuyu |
| 2201 |
GIDİ |
: |
Arsız, yüzsüz, hırçın |
| 2202 |
GIDI GIDI |
: |
Parmakla gıdıklama işareti yapmak |
| 2203 |
GIDIK |
: |
Çene altı |
| 2204 |
GIDIK ALMAK |
: |
Gıdık almak |
| 2205 |
GIDILAMAK |
:Yuvarlamak |
| 2206 |
GIDIM |
: |
Azıcık |
| 2207 |
GİDİŞAT |
:Yol, yöntem, işin
yapılış şekli |
| 2208 |
GİDİŞİK |
: |
Kaşıtı |
| 2209 |
GİDİŞMEK |
: |
Kaşınmak |
| 2210 |
GİDİVER |
: |
Git |
| 2211 |
GİDİVESİN |
: |
Gitmesi için rica, temenni |
| 2212 |
GİDİYOLA |
: |
Gidiyorlar |
| 2213 |
GİDİYOM |
: |
Gidiyorum |
| 2214 |
GİDİYOZ |
: |
Gidiyoruz |
| 2215 |
GIFI |
: |
Rüzgar almayan yer |
| 2216 |
GIG GIRDIM |
: |
Süslü havalı |
| 2217 |
GIGIKLAMAK |
: |
Cevizin yeşil kabuğunu çıkartmaya denir |
| 2218 |
GIGIRDAK |
: |
Kuyruğun eyrilmesi sonucu kalan parçalar |
| 2219 |
GIĞ |
: |
Kurumuş oğlak ve keçi pisliği |
| 2220 |
GIKI ÇIKMAZ |
: |
Sesi çıkmayan |
| 2221 |
GIKKA |
: |
Zayıf adam |
| 2222 |
GIL |
: |
Çam kozalağı |
| 2223 |
GILALIM |
: |
Kılalım |
| 2224 |
GILAN |
: |
Keçi süresi |
| 2225 |
GILÇORAP |
: |
Yün çorap |
| 2226 |
GILDIR |
: |
İnce giyinmiş |
| 2227 |
GILDIR GILDIR |
: |
Ağır ağır |
| 2228 |
GILDIR GILDIR |
: |
Gürül gürül ısınma |
| 2229 |
GILDIRDAMAK |
: |
Hareket etmek |
| 2230 |
GILDIRDAMAK |
: |
İş yapar gibi görünmek |
| 2231 |
GILDIRGICIK |
: |
Lüzumsuz iş |
| 2232 |
GILİ |
: |
Küçük simit, küçük çocukların erkeklik organı |
| 2233 |
GIMIL |
: |
Ekin haşeresi |
| 2234 |
GIMIL GIMIL |
: |
Çok hareket eden, yerinde duramayan |
| 2235 |
GIMIL GIMIL |
: |
Yavaş yavaş |
| 2236 |
GIMILDAMA |
: |
Hareket etme |
| 2237 |
GIMIŞANMA |
: |
Kıpırdama |
| 2238 |
GINA GELMEK |
: |
Sıkıntı basmak |
| 2239 |
GINACIK |
: |
Bitki hastalığı |
| 2240 |
GINAMAK |
: |
Ayıplamak |
| 2241 |
GINAŞIK |
: |
Aralık |
| 2242 |
GINCIRDAK |
: |
Gıcır gıcır ses çıkaran |
| 2243 |
GINDAM GÜZELİ |
: |
Giyindiğini yakıştıran |
| 2244 |
GINDAMLI |
: |
Endamlı |
| 2245 |
GINDAMLI |
: |
Giyimine özen gösteren |
| 2246 |
GİNE |
: |
Yine, aynısı tekrarı |
| 2247 |
GINNAP |
: |
Deriden yapılan ip |
| 2248 |
GIPMAK |
: |
Kısmak |
| 2249 |
GIRAÇ |
: |
Susuz toprak |
| 2250 |
GIRAMİSE-KIRAMİSE |
: |
Yaklaşık ata lira ayarında olan altın |
| 2251 |
GIRANTI |
: |
Bodur çalı |
| 2252 |
GIRAT |
: |
At |
| 2253 |
GIRCALAMAK |
: |
Bileğlemek |
| 2254 |
GIRÇMAK |
: |
Bölmek, kesmek |
| 2255 |
GIRDIRMAK |
: |
Çalan müziğe oynamak |
| 2256 |
GİREN |
: |
Hava yağmurlu |
| 2257 |
GİRGE |
: |
Binanın alt katı |
| 2258 |
GIRGIÇLIK |
: |
Kırkayak |
| 2259 |
GIRIDAK |
: |
Giyimine özen gösteren |
| 2260 |
GIRIDAK GIRIDAK |
: |
Güzel giyinerek gezme, dolaşma |
| 2261 |
GIRIDAK YÖRÜMEK |
: |
Havalı yürümek, caka satar gibi yürümek |
| 2262 |
GIRIK |
: |
Pirincin dövülerek işlenirken bölünen taneleri |
| 2263 |
GIRIK GIRSIK |
: |
Küçük ekmek parçacıkları, ufalanmış |
| 2264 |
GIRIK GIRTIK |
: |
Döküntü |
| 2265 |
GIRIMA |
: |
Melez |
| 2266 |
GIRIMAK |
: |
Mızıkçılık etmek vaz gaeçmek cınımak |
| 2267 |
GIRINTI |
: |
Döküntü |
| 2268 |
GİRİŞKEN |
: |
Cana yakın , sıkılgan olmayan |
| 2269 |
GIRIŞMAK |
: |
Karşılıklı paylaşmak, yarışmak |
| 2270 |
GİRİŞMEK |
: |
İş yapmaya çalışmak ,
kavga etmek için harekete geçmek |
| 2271 |
GIRKLIK |
: |
Koyun keçi tüyü kesme aleti |
| 2272 |
GIRKMAK |
: |
Hayvan tüyü kesme |
| 2273 |
GIRLEND |
: |
Kare yastık |
| 2274 |
GIRLET |
: |
Yastık |
| 2275 |
GIRMA |
: |
Melez |
| 2276 |
GIRMAK |
: |
Kırmak |
| 2277 |
GIRNAP |
: |
Kalın ip |
| 2278 |
GIRNATA |
: |
Klarnet |
| 2279 |
GIRS |
: |
Eli sıkı, cimri |
| 2280 |
GISGIÇ |
: |
Dana burnu |
| 2281 |
GISIK |
: |
Kısılmış arada kalmış |
| 2282 |
GISILMAK |
: |
Sıkışmak |
| 2283 |
GISIM |
: |
Avuç içi kadar, az bir miktar |
| 2284 |
GISIM PİDE |
: |
Gakırdak ile yapılan bir tür pide |
| 2285 |
GISINNI |
: |
Kışınmı |
| 2286 |
GISIR-KISIR |
: |
Yavrulamayan koyun |
| 2287 |
GISMAK |
: |
Azaltmak, bir şeyi iktisatlı kullanmak |
| 2288 |
GISTIRMA |
: |
Bisküvi-lokum |
| 2289 |
GISTIRMA |
: |
Bisküvinin arasına lokum konularak yenilmiş hali |
| 2290 |
GIŞ |
: |
Kış |
| 2291 |
GIT GANAAT GEÇİNMEK |
: |
Geçim sıkıntısı çekmek |
| 2292 |
GITIR |
: |
Palavra |
| 2293 |
GITMİRCİ |
: |
Cimri olan parasını kolay harcamaya kıyamayan |
| 2294 |
GIVIÇKIYI |
: |
Ahırdaki gübre |
| 2295 |
GIVIL GIVIL |
: |
Çok fazla miktarda ve hareket eden, eyrinde duramayan |
| 2296 |
GIVIR |
: |
Eğ, büz, katla |
| 2297 |
GIVIR |
: |
İyi pişmiş gevrek |
| 2298 |
GİVİR GİVİR |
: |
Bir çeşit hamur tatlısı |
| 2299 |
GİVİR GİVİR |
: |
Kıtır kıtır ,iyi kavrulmuş |
| 2300 |
GIVIRCIK |
: |
Marul |
| 2301 |
GIVIŞ |
: |
Küçük parçalara ayrılmış taş |
| 2302 |
GIVIŞ GIVIŞ |
: |
Yeni kaliteli kumaş, elbise |
| 2303 |
GIVRAK |
: |
Çabuk |
| 2304 |
GIVRANMAK |
: |
Acı çekmek |
| 2305 |
GIVRATMAK |
: |
Sıkıştırmak bükmek |
| 2306 |
GIVRIŞMAK |
: |
Düzgünlüğünün bozulması, ütüsünün bozulması |
| 2307 |
GIVŞINMAK |
: |
Kımıldamak,bulunduğu ortamdan hoşlanmayarak sıkılmak |
| 2308 |
GIYAK |
: |
Fiyakalı |
| 2309 |
GIYBET ETMEK |
: |
Dedikodu etmek |
| 2310 |
GİYECEK |
: |
Çamaşır |
| 2311 |
GIYGIDI GIYGIDI |
: |
Ağır aksak |
| 2312 |
GIYI |
: |
Kenar |
| 2313 |
GIYI |
: |
Galevle tabanı, müşteri tarafından satın alındıktan
sonra, |
|
|
|
serbest kenarlarından bir sıra halinde zincirleme elle dikilen
dikiş |
| 2314 |
GIYILAMA |
: |
Oyun çeşidi, deri hastalığı |
| 2315 |
GIYILAMA |
: |
Ayakkabının tamiri |
| 2316 |
GIYILI |
: |
Küçük yayvan tabak |
| 2317 |
GIYIR GIYIR |
: |
Dopdolu |
| 2318 |
GIYMATLI |
: |
Kıymetli |
| 2319 |
GIYMIK |
: |
Küçük tahta parçası |
| 2320 |
GIYNAŞIK |
: |
Aralık |
| 2321 |
GIYNAŞTIRMAK |
: |
Kapatmadan aralamak |
| 2322 |
GIYRITIK |
: |
Sözünden dönen, dönek |
| 2323 |
GIYTIR GIYTIR |
: |
Yavaş yavaş |
| 2324 |
GIYTIRIK |
: |
İşe yaramaz, sözünde durmaz, döne, kaypak |
| 2325 |
GIZ |
: |
Kız |
| 2326 |
GIZ ARKASI |
: |
Düğünden bir veya
birkaç gün sonra damat |
|
|
|
ve ailesinin gelinin
ailesini ziyaret etmesi |
| 2327 |
GIZ KISMI |
: |
Kızların yapması gereken adetler, genç kızlar |
| 2328 |
GIZAN |
: |
Çiftleşecek hayvan |
| 2329 |
GIZARAN |
: |
Mahalle fırınlarında fırını kullanmada 3. Sıra |
| 2330 |
GIZARTMA |
: |
Köftelik yapmak için pekmez ocağınca pekmezden daha curu
olarak alınan tatlı |
| 2331 |
GO |
: |
Yerine bırakmak, koymak |
| 2332 |
GOBARMAK |
: |
Azamet taslama, büyüklenme |
| 2333 |
GOBARMAK |
: |
Büyüklenmek |
| 2334 |
GOBÇA |
: |
Çuvalın tüylü yeri |
| 2335 |
GOCA |
: |
Koca |
| 2336 |
GOCA ANA |
: |
Büyük anne |
| 2337 |
GOCA ANNE |
: |
Amcanın eşi |
| 2338 |
GOCA BUBA |
: |
Büyük baba |
| 2339 |
GOCA ŞEERLİ |
: |
Büyük şehirli |
| 2340 |
GOCAANA |
: |
Büyük anne |
| 2341 |
GOCABAB |
: |
Büyükbaba |
| 2342 |
GOCACIK |
: |
Semerin arka kısmında tille geçirmeye mahsus parça |
| 2343 |
GOCAMAN |
: |
Büyük, iri |
| 2344 |
GOCAMANCA |
: |
Büyükçe |
| 2345 |
GOCAMIŞ |
: |
Yaşlanmış |
| 2346 |
GOCANA |
: |
Büyükanne |
| 2347 |
GOCATMAK |
: |
Yaşlandırmak |
| 2348 |
GOCUK |
: |
Palto |
| 2349 |
GOCUK |
: |
Palto , kışlık elbise |
| 2350 |
GOÇ |
: |
Koç |
| 2351 |
GODAK |
: |
Eşeğin yavrusu |
| 2352 |
GODUM |
: |
Bıraktım |
| 2353 |
GOFALMAK |
: |
Büyüklemek |
| 2354 |
GOFLET |
: |
Gofret |
| 2355 |
GOGAÇ |
: |
Kaç git |
| 2356 |
GOGI |
: |
Deme yahu |
| 2357 |
GOĞLAMAK |
: |
Dedi kodu etmek |
| 2358 |
GOĞUŞ |
: |
Dedikodu |
| 2359 |
GOĞUŞ ETMEK |
: |
Dedikodu etmek |
| 2360 |
GOKAK |
: |
Pis |
| 2361 |
GOLAÇAN ETMEK |
: |
Gözetlemek, kontrol etmek |
| 2362 |
GOLAMAK |
: |
Aleyhinde konuşmak |
| 2363 |
GOLAN |
: |
Hayvan kuşağı |
| 2364 |
GOLAYLIK |
: |
Bulantı baş dönmesi |
| 2365 |
GOLDARLAMAK |
: |
Sezdirmeden takip etmek, korumak |
| 2366 |
GOLLAMAK-KOLLAMAK |
: |
Gözetmek, arka çıkmak |
| 2367 |
GOLLAYACAN |
: |
Kollayacağım, gözetleyeceğim |
| 2368 |
GOLON |
: |
Hayvan kuşağı |
| 2369 |
GOMA |
: |
Hayret bildiren ünlem |
| 2370 |
GOMŞU |
: |
Komşu |
| 2371 |
GONAK |
: |
Büyük ev, çocukların kafasındaki kepek |
| 2372 |
GONÇ |
: |
Çorabın topuğundan bileğe kadar olan kısmı |
| 2373 |
GONDİK , GOSTİK |
: |
Misketi havadan atarak vurma |
| 2374 |
GONMAK |
: |
Kuşlar için bir yere tünemek |
| 2375 |
GONŞU |
: |
Komşu |
| 2376 |
GORK |
: |
Tavuğun gork sesi çıkarması |
| 2377 |
GORK TAVUK |
: |
Civciv çıkarmaya hazırlanan tavuk |
| 2378 |
GORKA YATMAK |
: |
Yumurtalar üzerinde civciv çıkarmak için beklemek |
| 2379 |
GORKLAMAK |
: |
Civcisi olan tavuk |
| 2380 |
GORKLAYOR |
: |
Yumurta üstüne yatma |
| 2381 |
GORU |
: |
Köpeğe takılan çıngırdak |
| 2382 |
GORUK |
: |
Olmamış üzüm |
| 2383 |
GORUTMAK |
: |
Bir şeyi maliyetinin üzerindeki karı, kafi gelmek |
| 2384 |
GORUTMAK |
: |
Yapılan emeği karşılamak |
| 2385 |
GOSDAK GOSDAK |
: |
Düzenli, düzgün giyinen havalı yürüyüşü |
| 2386 |
GOSTAK |
: |
Yakışıklı |
| 2387 |
GOSTUL GOSTUL |
: |
Kendini beyenerek yürüme |
| 2388 |
GOŞAM |
: |
Avuç içi |
| 2389 |
GOŞAN |
: |
Koyunları birbirine bağlayan ip |
| 2390 |
GOŞU |
: |
Komşu, yakın olan evlerin kişileri |
| 2391 |
GOUK |
: |
Delik |
| 2392 |
GOV SATMAK |
: |
Söz taşımak |
| 2393 |
GOVA |
: |
Kova |
| 2394 |
GOVATA |
: |
Kavanoz |
| 2395 |
GOVU |
: |
Şikayet |
| 2396 |
GOVUZ GOVUZ |
: |
Hamurun kabarıp Delik delik kabarması |
| 2397 |
GOYA |
: |
Güya |
| 2398 |
GOYULTMAÇ |
: |
Koyun sütünden yapılan tatlı bir yiyecek |
| 2399 |
GOYUN |
: |
Koyun |
| 2400 |
GOYVERMEK |
: |
Bırakmak |
| 2401 |
GOZAK |
: |
Gevşek, çözülebilir hale getirmek |
| 2402 |
GOZAMAK-KOZAMAK |
: |
Gevşemek, sıkı olmayan, tam oturmamış |
| 2403 |
GOZATMAK |
: |
Gevşetmek, çözülebilir hale getirmek |
| 2404 |
GOZİNE |
: |
Bolalmak |
| 2405 |
GOZURLANMAK |
: |
Büyüklenmek |
| 2406 |
GÖBEK |
: |
Yaramaz çocuk |
| 2407 |
GÖBELE |
: |
Yaramaz çocuk |
| 2408 |
GÖBELEMEK |
: |
Aniden fırlatmak |
| 2409 |
GÖBÜT |
: |
Küçük somun |
| 2410 |
GÖCE |
: |
Döğülmüş buğday, kabuğu alınmış buğday tanesi, kırılmamış
bulgur |
| 2411 |
GÖCE AŞI |
: |
Aşure |
| 2412 |
GÖCEN |
: |
Tavşan yavrusu |
| 2413 |
GÖÇ |
: |
Ev eşyası |
| 2414 |
GÖÇTÜ |
: |
Yıkıldı |
| 2415 |
GÖÇÜK |
: |
Yıkık |
| 2416 |
GÖÇÜNÜ YÜKLETMEK |
: |
Taşınmak |
| 2417 |
GÖDE |
: |
Bir tür hayvan, kilolu ve göbekli insan içinde kullanılır |
| 2418 |
GÖDEK |
: |
Korkak |
| 2419 |
GÖDÜ PARASI |
: |
Hayvanları güden, otlatan kişiye hayvan başına ödenen para |
| 2420 |
GÖDÜR |
: |
Götür |
| 2421 |
GÖĞ BAKLA |
: |
Taze fasulye |
| 2422 |
GÖĞDÜRMEK |
: |
Ağdırmak |
| 2423 |
GÖĞELEZ |
: |
Köpek yavrusu |
| 2424 |
GÖĞERMEK |
: |
Yeşermek |
| 2425 |
GÖĞLEZ |
: |
Köpek yavrusu |
| 2426 |
GÖĞNEK |
: |
Atlet |
| 2427 |
GÖĞŞEMEK |
: |
Gevşemek, yumuşamak |
| 2428 |
GÖĞÜSLÜK |
: |
Önlük, okul önlüğü |
| 2429 |
GÖK |
: |
Yeşil |
| 2430 |
GÖK KERTE |
: |
Sonradan görme |
| 2431 |
GÖK SOĞAN |
: |
Yeşil soğan |
| 2432 |
GÖKBAKLA |
: |
Taze fasulye |
| 2433 |
GÖKGÖZLÜ |
: |
Mavi gözlü |
| 2434 |
GÖKKELTE |
: |
Zehirli bir hayvan |
| 2435 |
GÖLEP |
: |
Su birikintisi |
| 2436 |
GÖLERDİ |
: |
Kızardı , nefes alamayan insanın yüz halinin değişmesi |
| 2437 |
GÖLERMEK |
: |
Bir rahatsızlıktan dolayı kişinin mosmor kesilmesi |
| 2438 |
GÖLLE |
: |
Kaynatılmış buğday |
| 2439 |
GÖMGÖK |
: |
Masmavi |
| 2440 |
GÖMME |
: |
Bir tür hamur işi |
| 2441 |
GÖMÜ |
: |
Define |
| 2442 |
GÖMÜK |
: |
Pislik yığıntısı |
| 2443 |
GÖN |
: |
Deri |
| 2444 |
GÖN |
: |
İnek |
| 2445 |
GÖNEN |
: |
Toprağın suya doyması |
| 2446 |
GÖNENİNİ ALMAK |
: |
Doyum noktasına ulaşak, tatmin edici miktarda |
| 2447 |
GÖNENMEK |
: |
Bir şeye sonuna dek sahip çıkmak, kendine çeki düzen vermek |
| 2448 |
GÖNÜ |
: |
Armudun kaynamışı |
| 2449 |
GÖNÜ OLMAK |
: |
Razı olmak |
| 2450 |
GÖNÜN ÇEKSİN |
:. |
Canın çeksin |
| 2451 |
GÖRBEDEK |
: |
Aniden |
| 2452 |
GÖRPE |
: |
Körpe |
| 2453 |
GÖRÜMCE |
: |
Eşin kız kardeşi |
| 2454 |
GÖRÜMLÜK |
: |
Kız istemek için gidilen aileye götürülen hediye , |
|
|
|
damadın geline taktığı takı , göstermelik |
| 2455 |
GÖRÜZ |
: |
Çakıl |
| 2456 |
GÖŞVE |
: |
Hatırlamak |
| 2457 |
GÖT ALTINA GİTMEK |
: |
Suçsuzken suçlu pozisyonuna girmek |
| 2458 |
GÖT BİTİ |
: |
Yerinde duramıyan |
| 2459 |
GÖT KAZMASI |
: |
Çocuk oyunu |
| 2460 |
GÖTCEK |
: |
Oturak |
| 2461 |
GÖTCEK |
: |
Götürecek |
| 2462 |
GÖTCEK |
: |
Oturmak için tahtadan yapılmış küçük |
|
|
|
arkasında yaslanılacak yeri bulunmayan sandalye |
| 2463 |
GÖTEKESEN |
: |
Pamukla dikilen yelek |
| 2464 |
GÖTKAZMASI |
: |
Çocuk oyunu |
| 2465 |
GÖTMEYORUM |
: |
Götürmüyor |
| 2466 |
GÖTÜ |
: |
Götür, yerine bırak, iletmek |
| 2467 |
GÖTÜ BÜZÜLESİCE |
: |
Yellenen kişi için beddua |
| 2468 |
GÖTÜ HİÇ OTURAK GÖRMEDİ |
: |
Hiç oturmayan |
| 2469 |
GÖTÜNLE GÖĞE ÇIKSAN |
: |
Ne yaparsan yap |
| 2470 |
GÖTÜNÜ ÇALDIRIVERİP DURMA |
: |
Sürekli yardımcı olmak |
| 2471 |
GÖTÜNÜ KURTARMAK |
: |
Kendini düşünmek |
| 2472 |
GÖTÜYLE KÖĞÜ GÖÇÜRME |
: |
Sakar |
| 2473 |
GÖV |
: |
Gök, gök yüzü |
| 2474 |
GÖVEÇ |
: |
Etli yemek |
| 2475 |
GÖVELEZ |
: |
Köpek yavrusu |
| 2476 |
GÖVEN |
: |
Bir tür sinek |
| 2477 |
GÖVERİ |
: |
Fide, filiz |
| 2478 |
GÖVERMEK |
: |
Bağırmaktan morarmaya yakın bir durum |
|